DURSUN KAYMAK’A MEKTUP VAR…

Koşuyolu Mahallesi  Nükhet Eren ile Yaratıcı Yazarlık Atölyesi  2. Dönem

Leyla Erbil‘in “Gecelerde” öykü kitabından “Çekmece” adlı öyküsünde Dursun Kaymak isimli kahramanımızın karısına gönderdiği mektubu okuyoruz. Bizler de Dursun Kaymak’ın karısının ağzından ona cevaben bir mektup yazıyoruz...

————————————————————————————–

Ah benim denizler fatihim, ay benim azgın boğa yılanlarıyla boğuşan erim, evimin direği  erkeğim….

Kıyamam sana bi tanem, neden kendini feda edersin öyle, hiç mi karını düşünmezsin, hiç mi bana acımazsın! Dul mu kalsın istersin bu taze, bu diri  beden, hiç mi gün yüzü görmesin istersin! Kendini feda edip beni buralarda kocasız, ersiz mi bırakmak istersin! Gitme elbet barlara, o şirret karıların koynuna, ben erkeğimi el değmemiş isterim istemesine de bilirim durmazsınız siz oralarda kadınsız şimdi, aslında hak vermiyor da değilim hani ama vallahi de billahi de oyarım gözünü, oh ne ala, biz buralarda beklerken sen oralarda elin karılarıyla, vah benim dertli başım, talihsiz kaderim, vah bana, yazıklar olsun mis kokulu bir gülü  varken çöplüktekileri koklayana.

Ama yapmazsın sen, sabırlısındır, sen benim aslan kocamsın, kocam benim…Aferin sana, biliyordum yükseleceğini, iç, iç helal olsun sana ama nefsini körelt sadece, öyle dağıtma sakın diğerleri gibi. Onların evinde kocasını özlemle bekleyen mis kokulu yari yok ki kocacığım, ben buralarda senin hayalini gerçekleştirmek için çile çekerken, senden ayrı yaşamaya, her  türlü zorluğa katlanırken, sensiz yılları sayarken, senin oralarda har vurup harman savurman beni nasıl da yaralıyor, bunu unutma e mi.

Bak yirmi gün kaldı diyorsun, sen her gün rüyalarımda bana geliyorsun zaten aşkım, her akşam senin için süsleniyor, senin için kokular sürünüyorum, alt tarafı bakkaldan alınmış zambak kolonyası ama bilirim sen pek bi seversin onu, beni hatırlattığını söylerdin ya hep bana, saçlarımı tararken, onu sürünüyorum bol bol, kokum sana gitsin diye savuruyorum geceye saçlarımı, sürüyorum sonra gene saçlarıma, boynuma, sineme, Of, offf…..hatırlatma şimdi bana, vuslata az kaldı kocacığım, hadi bekliyorum, gel hele bak o aldığın Hint işi bluzu giyeceğim senin için, kokular sürüneceğim sonra çıkıp karşına….anlarsın sen…Anlarsın da gene başka bahara kaldı vuslatımız be kocacığım. Bombay Mombay her neresiyse orda kal diyeceğim geliyor içimden gelmesine de kıyamıyorum sana da bana da …

Aşk olsun kocacığım, ben buralarda senin için ayakta durmaya çalışırken, sen bana neler neler diyorsun, üzülme, başını öne eğme, kıyamam sana, zaten ondandır sana mektup yazmamam, her mektup senin içini yaralar biliyorum, o yüzden yazmam sana, fazla hatırlamazsan üzülmezsin de diye düşünürken meğer sen kendin için üzülüyormuşsun bak sen…Benim şirret tarafımı ortaya çıkartma be adam. Benim gibi bir melek bulmuşsun da bunuyorsun sen…Bak bak, göze göz dişe dişmiş. Yok ya! Bir de emirler yağdırmış beyefendi, bak ağzımı bozmuyorum, yoksa bilirim ben de çirkefleşmeyi. Hem ne diyorsun sen öyle, kimin eviymiş, kimin bahçesiymiş o! Ben yokmuşum gibi konuşmalar da ne o öyle! Biz neci oluyoruz, nereye postaladın bizi? Yok öyle bedavadan yaşamak, senelerce kahrını çek, koca yolu bekle, bu taptaze gencecik bedeni yalnız yataklarda çürüt, sonra ölüm günlerimi yalnız beklerim de, yuh olsun sana.

Bir de utanmadan komşuları soruyorsun bu arada? “- Çengelköy’dekiler seni soruyor muymuş!”  “- Soruyorlar, soruyorlar hem de her gün! Hiç güleceğim yoktu vallahi, niye sorsunlar ayol, sormalarının nedeni alacakları için a be saftiriğim benim”

“- Denizler fatihi ne yapıyor hanım, bu gün nereleri fethediyor bakalım” Riyakar gülüşmeler ,  yandan yandan bakışlar, ben biliyorum bilmesine de size ne, size ne”

 “- Kız keşke benim de her limandan bir hediye getirse kocam, ne şanslısın, gözümüz yok ama…”     “- Karılarda kıskançlık da maşallah gözleriyle oyacaklar getirdiklerini neredeyse, hadi bakın bakın kocacığımın getirdiklerine, şöyle  güzelce dokunun, yarın anlatırsınız herkese ”

“- Kız dikkat et, oralardan hastalık getirmesin sana, bak oranın karıları pek yaman olurmuş, sokma        kocanı hemen yanına”  “-Bak elalemin karıları neler de biliyor, dikkat edesin ha, beni ele güne rezil      etmeyesin!

“- Ay öyle deme abla, yazık kadına, ne yapsın gariban, bi başına, parasızlığına mı yansın,  kocasızlığına mı bu genç yaşta, biz olsak….”        “-Hah işte benim halimden anlayan biri , yazık o da      çok saftır gariban, bilirsin hani, şu karşı sokaktaki evde kalmış kız, Nuriye…

“-Kimbilir ne maceralar yaşamıştır abimiz, e ne de olsa erkek adam, hoş göreceksin hanım kocanı,  affetmek kadınlıktır, affedeceksin ha, unutma”     “-Bu erkek milletine de gıcık oluyorum vallahi,  utanmadan bi de affedecekmişim, erkekliğin şanındanmış…mış…yok öyle şan man, hele bir yap bakalım öyle  şeyler, neler yapıyorum sana ben, görürsün ”

Gördüğün üzre, ben burda elalemin ağız kokusu ile uğraşırken, sen oralardan talimatlarını yağdır bakalım. Aylığımın yarısını bankaya yatır  demişsin, bana ne kalıyor ki zaten, hiç…koca bir HİÇ…Manto yapayım demeyecekmişim! Üstümdekiler bana yetermiş! Demek gözünde bahçe duvarı kadar bile değerim yok, ayrıca ben bluz falan istemedim, hani sen almıştın bana Hint işi bir bluz, şimdi ne oldu ona? Aldım dediğin bluzu hangi şırfıntıya hediye ettin, hesap ver bana…Bunun hesabını almadan rahat bırakmam seni, iki elim yakanda olsun vereceksin bunun hesabını bana…Bak sen…ohhh ne güzel vallahi, beyimize de bakın hele…Hem papatyalar, mavi denizler… ne oluyoruz bakayım? Kimin kulaklarına fısıldıyorsun bu güzel lafları körolasıca, barlarda, meyhanelerde hangi kadınların kucağındayken sıralıyorsun bu cümleleri ben sorarım bunun da hesabını, yok sarı papatyalar mış, yok deniz bahçeleriymiş, vay anasını sayın seyirciler, neler de bilirmiş benim kocam, vah bana, vah bana..Duyun da acıyan bana komşular  diyeceğim demesine de diyemem ki, laf olur bir de sonra. Vah talihsiz başım benim…Vah kısmetsizim, vah talihsizim, vah kadersizim.

Duvarlar yapılıyor yapılıyor merak etme,  seni bekliyoruz bitirmek için. Bi gel de, içine girince son kalan açıklığı da ben kendi ellerimle öreceğim üzerine, merak etme…etme diyeceğim ama kıyamam  be adamım  sana, aslanım, bi tanem,  bakma öyle söylendiğime, merak etme, ben seni dört gözle bekliyor olacağım, dellendim gene, yalnızlık başıma vurdu, e yalnızlık zor zanaat, sen şimdi ben de yalnızım diyeceksin ama benim gibi yaşamıyorsun ki yalnızlığı, orda o kadar adamın içinde yaşadığın yalnızlık, yalnızlık sayılmaz be adamım.

Sen gel de yalnızlığı bana sor. İçine sığındığım, zorla ısıttığım, bir nefes sesine muhtaç odamda duyduğum her sesten irkilerek yaşamak, geceleri her çıtırtıdan korkarak uyanmak, ayakta kalacak kadar yiyecek bir şeyler almak için dışarı çıktığımda borcumuz olan dükkanlara görünmemek için paltomun içinde kaybolmak, önceleri acıyarak bakan ve yardımcı olan bazı adamların ki bunlara komşularımızın kocalarnın ya da bazı market sahipleri de dahil sonradan daha bi aç gözle, yer gibi bakmalarına katlanmak, utanmaz takılmalarını duymazlıktan gelmek, tekliflerini  her geçen gün taşımakta zorlandığım bir gururla reddetmek, sen varken dostça davranan mahalle kadınlarının sen gidince karıcığını bi kahve içmeye bile gitsem “-ay gitse de rahat etsek, şimdi de kocamız gelecek” diye “yalnız kadın, dul kadın, tehlikeli kadın” sınıfına sokan kadınların yüzlerindeki gizli telaşı hissetmek, elin herifleriyle, işçileriyle boğuşmak bir yandan, bir yandan da seni beklemek ve beklerken hayallerini de beklemeye almak, yaşamı dondurmak uzak bir limanda demir atmış bir gemi kartpostalına bakarken. En acısı da geceleri alev alev yanan bedenimi gecenin ayazıyla örtmek, gün geçtikçe buharlaşan hayalinin cılız hayaliyle yaşamak zorunda kalmak…Bir de yalnızlık zor diyorsun bana, orda bi dolu koca koca herifler var, biri bir şey anlatırken vakit geçip gidiyordur nasıl olsa. Geçmese de bu çilekeş, gül kokulu yarin için katlan artık ne diyeyim.

Sen en iyisi daha önce yazdığın gibi Kanlıca’da, bir akşam vakti, güneş ışıklarını bir altın top gibi denize yayarken birlikte yoğurt yediğimizi düşle arada sırada. Birbirimize yedirdiğimiz yoğurdun ağzımıza burnumuza bulaştığını ve … ay devam edemeyeceğim vallahi, ayıp şeyler söyleteceksin bana, hem çok sıcak oldu burası, sonra anlatırım ben sana e mi…körolasıca…gene günaha soktun beni…aaaa…Bi gelsen, burda olsan, neler yaparız neler? Sana bırakıyorum artık bütün bunları, hayaliyle avut kendini gelene kadar e mi . Ha  bu arada çok geçmiş olsun, Allah seni bana bağışlamış, neler de atlatmışsınız öyle, ben olsam …ay düşünmek bile istemiyorum ama benim zorlu denizlerin fatihi, kim tutabilir ki seni, ama artık yeter, sen bezdiysen  ben daha çok  bezdim be kocacığım. Tuz Baba zaten şuracıkta, balıkçıların ordan çıkan yokuşun hemen başlangıcında, gidiveririz iki dakikada, ben de adadım götürüp birlikte atarız penceresinden içeriye, sen yeter ki gel…

Bu arada duvarlar bitti  bitmesine de bilirim senin kızacağını o yüzdendir göndermemem resmini, eee tutumlu kadınız evel Allah….da bu ne şimdi, elli liranın hesabını mı soruyorsun bana, yüzüne gözüne dursun…Manto yaptırdım evet, ne olmuş, denizler fatihi Dursun Kaptan’ın anlı şanlı güzeller güzeli karısıyım ben. Şöyle kocasını karşılamaya kırmızı renkli mantomu giyip de gelmişim çok mu yani bana? Çok mu? Karıcığınla övünmeni isterim ben, “-Ne güzel karım var bakın, yabancı ellerde başka karılara bakmamamın bir nedeni vardı, aha işte bu” diye parmakla göstermelisin beni!

Yeni gelen süvariyi gelince,  boş ver onu, ne derler bilirsin “gelen gideni aratır”,  ne halt ederse etsin, görmezlikten gel, kırk yıldır çekiyorsun, azıcık daha dayan, ayrıca senin yüzünden de deme artık bana, bıktım senin bu paranoyalarından, hani ev senindi, duvarlar senindi, bana bir zırnık yoktu, sıkışınca senin yüzünden oluyor bakıyorum da! Altmış yaşıma geldim, gözüm açık gidecek, geç kaldım geç, seni  dinlemeyecektim diyorsun, ben mi zorladım seni, ben mi bu taze gelini bırak da elin karılarına git dedim, ben mi yapayalnız bir hayatı istedim, elin heriflerinin, karılarının ağız kokuları  için mi çile çektim! Konu komşu her gece evlerinde mutlu mesut yaşarken, ben buralarda, kör karanlıklarda bir hayalin peşinde ömrümü  tükettim be adam. Ya ben, sen beni hiç düşündün mü, bencilin önde gideni. Bu fedakar karıcığını, bu çilekeş, bu munis, bu güzeller güzeli karını kurtlar sofrasında bırakıp giden sen, gönderdiği üç-beş kuruşun hesabını sorup onun kalbini kıran sen,  bir güzel lafla gönlünü almak varken sadece kendi üzüntülerini, dertlerini ön plana çıkaran gene sen.

Ayıp ayıp, utan kendinden, ben de istemez miyim, kocam yanımda olsun, el ele, göz göze, küçük bir kulübede bile olsa yan yana olalım, ama yok, ille de bir ev olacak , yetmedi çok lazımmış gibi  bi de büyük olacak, çalış babam çalış, gittiğin yerlerden dönemez oldun be adamım. Yetti gari, bitsin bu hasret. Bi de dersin ki iki elin yakasındaymış onların, olsun olsun da benden ne istersin, yazık değilmi benim o narin kuğu gibi narin boyuncağızıma, yazıklar olsun sana, nasıl da kıyarsın bu gül fidanına, nasıl da kıyarsın bu tazeye…O senin hasretinle buram buram yanıp tutuşurken, sen olanca kabalığınla benim kalbimi paramparça edersin taaa  oralardan…Ama bunu yalnızlığına veriyorum senin, bir de yorgunluğuna. Kırgın ayrılmak istemem senden, kırgın olmanı da…Merak etme sen, ben seni sevmeye ve beklemeye devam edeceğim sen ne dersen de! Gel, gel, yeter ki gel, istersen kır boynumu  nazikçe yastığın üzerine, istersen öp beni şefkatle deli deli atan şah damarımdan, istersen bağırta bağırta öp beni kurumuş dudaklarımdan, hem düşeriz belki de karyoladan gene istersen…

Özlemle bekleyen karın Saliha Dursun

AYŞEN CUMHUR ÖZKAYA –

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Galeri | Bu yazı EDEBİYAT - YAZILARIM, ŞİİRLERİM ** My Writings, Poems içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s