KADINLAR GÜNÜ….YİNE YENİ YENİDEN…

KADINLAR GÜNÜ’MÜZ KUTLU OLSUN!…MUŞ….MU?

Bu gün 8 Mart Kadınlar Günü…Basın Yayın aracılığı ile ve son zamanların favorisi Facebook  ve Twitter aracılığı ile herkes birbirinin Kadınlar Gününü kutluyor, tebrikleri kabul ediyor, yüzlerde tatlı bir tebessümle karanfiller alınıp veriliyor, kadın olmanın kazandırdığı güzelliklerden bahsediliyor…

Çok değil, bir zamanlar, ben de Kadınlar Günü’nü kutlamaktan, adımıza bir gün olmasından hoşnut bir şekilde, çalıştığım şirketin konferans salonunda ekibimle birlikte çıkıp Kadın şarkıları söyler, gururlanırdım..Neye, niçin olduğunu belki de bilmeden, verilen haklara sahip olduğumuzun güvencesiyle…Bizler; biz, bir şehirde doğmak, yaşamak lütfuna erenler… Aslında bizler şanslı kesimdik…Sıkıntı nedir bilmeden, lay lay lom yaşar giderken (şehirde yaşamanın da sıkıntıları var elbette, ama gerçek sıkıntılardan mesela köylü bir kadın gibi yaşamaktan, sabahın kör karanlığında kocası yatarken zeytin kırmaya giden, soğukta donmamak için üç-beş kat iç don giyen kadınlarımızdan, kocaları kahvede sigara tüttürürken çalı-çırpı bulmaya tepelerin yolunu tutan, karşılığında eksik etek olarak görülen, dövülen, üzerine kuma getirilen, insan yerine konmayan kadınlarımızın, küçük yaşta mal olarak görülüp alınıp satılan, tecavüze uğrayan,  öldürülen küçük kızlarımızın yaşadığı sıkıntılardan) bahsedecek olursak, onların yaşadığı sıkıntıları bilsek de başımıza gelmediğinden, gelmeyeceğini düşündüğümüzden, onların kaderi öyleymiş diyerek  şanslı kesimde olmaktan rahatsızlık duymadan ve belki de küçümseyerekten, ama aslında ne kadar da aynı olduğumuzu hissederek ve  uzaktan uzağa onlara acıyaraktan bakarken yaşamak bir gün dank diye insanın kafasına vuruveriyor…

Ülkemizde; genelde önce anne, sonra anneanne, babaanne, sonra işte çalışan, sonra evde çalışan olan, sonra eş, en son kadın olan hatta olamayan, olmasına izin verilmeyen, çoğu kadınımızın dünyada zorla elde ettiği, ülkemizde ise sevgili Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilen hakları ne derece aldığı ve bundan sonra da alacağı meçhul!…Bu hakların; hafif müstehzi bir gülümsemeyle kocalar tarafından kutlandığı, bazı işyerlerinde sadece sendikalarca hatırlanıp sabah iş girişi veya çıkışında ellere tutuşturulan birer boynu bükük karanfille hatırlandığı hakların, ne kadarı gerçekten bizim tartışılır…Aslında kadınlar sözde var olan ama gerçekte olamayan haklarımızın bir gün için bile olsa hatırlanmak zorunda bırakılmasını seviyor da ondan bu kandırılışa göz yumuyorlar, yoksa kimse gün kutlama özentisi içinde falan değil, onu da erkekler bilmiyor…

Aslında sadece kadın hakları değil, insan hakları da yok bizim ülkemizde…Çünkü ülkemizde birbirine saygı yok…Özellikle kadınlarımızın, çocuklarımızın ve yaşlılarımızın hakkının yenildiği bir ülke bizim ülkemiz maalesef, bize emanet edilen ve emanete hiyanet edilen…Değil bir kadın, bir insan olmaktan bile utanmalıyız böyle bir günde…

Kız çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız, hatta erkek çocuklarımız bile güvende değilken, tecavüzler, dayaklar, tacizler, hor görülmeler, baskılar sürerken, kimse güvende değilken, hala töre cinayetleri sürerken, hala kadınlarımız eksik etek görülürken, kız çocuklarımız okutulmaz, gelir kaynağı olarak görülürken, evlenirken mal gözüyle, evliyken muhtemel aldatıcı gözüyle , boşanırken nasılsa el gözüyle , çocuklar analarının elinden alınırken bizim soyumuz onun için bizim hakkımız gözüyle bakılırken, adam biraz palazlanınca karım artık yaşlandı, bana yeni bir çıtır lazım diyerekten palazlanmasına en büyük katkıyı sağlayan karısını gözünü kırkmadan harcayabiliyorken, okul arkadaşıyla konuştu diye kızını ahlaksızlıkla suçlayıp parçalayan, toprağa gömen, öldüren aile meclisleri varken, Atatürk’ümüzün bize emanet ettiği bu elimizde kalan son vatan parçasında biz nasıl gönül rahatlığı ile yok Kadınlar Günü, yok Anneler günü diyebilir ve kutlayabiliriz…

Oysa hep düşünürüm…Değilmidir ki “yuvayı yapan dişi kuştur” …Değil midir ki çocukları yetiştiren de analardır ….Öyleyse merak ediyorum…Bu acımasız, bu gaddar, bu zorba, bu psikopat erkekler nerden çıktı, bunları yetiştirenler kim?….Yoksa cehennem zebanileri mi? Ama yok, hiç kimse değil…Sorun bizde, bizde sevgili kadınlar…Ana olunca mı değişiyoruz, aile olunca mı, bir başka aileye dahil olunca mı! Hata nerde, değişiklik nerde, ne zaman başlıyor?

Düşünüyorum da herkesin kızı, oğlu, kardeşi, abisi, babası melek gibidir, iyi huyludur, bulunmaz kızdır, erkektir…Kötü hep diğerleridir…Ama karşı tarafa gittiğinde de kötü hep gelendir, gelindir, damattır, gelindir adamı kötü yapan, damattır kızımızı delirten Ama sonuçta kızı ya da erkeği iyi ya da kötü yapan, yönlendiren kimdir?….Gene bizler, biz Kadınlar…Değilmidir ki bir ana ki kızını prenses, gelinini çıban başı görür ya da oğlunu prens, damadını beter böcek…Oysa onun oğlu da başka aile için aynı duruma düşecektir, kızı da…

Bütün iş Kadınlarda, bizde…biz analarda…Oğullarınızı eğitin Analar…Kızlarınızı da elbette…Ama oğullarınızı daha da çok eğitin…Size zamanında yapılan kötülüklerin, haksızlıkların öcünü, ezilmişliğinizin, itilmişliğinizin, kakılmışlığınızın öcünü çocuklarınızı iyi eğiterek alın…Kocanızın haksızlığını da, kaynananızın baskısını da, ezilmişliğinizin acısını da çocuklarınızı eğiterek alın…Onları insan yapın…

Bir de kocanızın size göstermediği sevgiyi, aşkı, mutluluğu oğullarınızda aramayın, bırakın onları rahat nefes alsınlar…Yaşayamadıklarınız için onları zorlamayın, onların mutluluğuna dahil olmayın, onların mutluluğu için sevinin, destekleyin, uzaktan mutlu olun…Doğru eğitim verin, bu defa da karşıdan kötü eğitim almış bir kadının elinde ezilmesin yanlışlıkla…Ortasını bulun…İnsan olmayı öğretin, tabii bu çok zor, çünkü yıllarca uğranılmış haksızlıklar karşısında ve hala haksızlığa uğrarken nasıl insan olunabilinir ki? Ama olsun ütopik de olsa ideal insan olma öyküsü ile büyütün çocuklarınızı, masallarla değil…

Çocuklarınızı eğitin Anneler, Kadınlar…Öcünüzü, çocuklarınızı iyi eğiterek alın…

Son söze gelince….Çoğumuzun annesi gibi, yaşadığı onca zorluğa, haksızlığa rağmen kendini en iyi şekilde yetiştiren, bizleri de vicdan sahibi iyi birer insan olmamız için eğiten, haklarından hiç vazgeçmeyen, hakkını alabilmek için yıllarca beklemesi gerekse de beklemeyi bilen, kızlarına da oğullarına da önce insan olmayı öğreten, hala öğretmek için çabalayan, hala eğiten, hala annelik yapan bizim en değerlimiz Canım Annemin Kadınlar gününü kutluyorum…Çünkü o bu günü hakediyor….Çünkü o herşeyi hakediyor…

BU GÜNÜ HAK EDEN TÜM KADINLARIN “KADINLAR GÜNÜ” KUTLU OLSUN…

AYŞEN CUMHUR ÖZKAYA

O bir Aslan burcu… Ben de ona boyun eğen olgun bir Başak kızı… Ve ben hayatını kendi hakkı, çocuklarının hayatı için bir an bile düşünmeden harcayan annemin kızı olmaktan mutluyum….

AYŞEN CUMHUR ÖZKAYA

Reklamlar

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Bu yazı EDEBİYAT - YAZILARIM, ŞİİRLERİM ** My Writings, Poems içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s