ŞEYTAN ÜÇGENİ…

2012 : 2013 döneminde Nükhet Hocamızın verdiği Haftalık ödevlerden biri daha :

OLAY:  Hastane veya  özel kliniğin  hasta kabul biriminde doktorun taciz etmiş olabileceği kadın hasta masadan kaptığı neşterle doktorun kulağını kesmeye yelteniyor. Hemşire ilk önce herketsiz kalıyor, daha sonra doktorun yanına geliyor.

Kahramanlar: Genel cerrah erkek doktor, baldırında yara bulunan kadın hasta, olaya tanık olan kadın hemşire.

Her üç kahraman ayrı ayrı kendi ağzından -subjektif ben dilinde- olayı anlatacak.

******************************************************************************

ŞEYTAN ÜÇGENİ :

 

DOKTOR :

“-Çağır kızım sıradakini!”

“-Bu ne ya, sabahtan beri onun bunun tanıdığına bakmaktan normal hastaya bakamadım, bir  yandan sohbet, gırgır iyi oluyor ama bir yandan da üzülüyorum ama elimden gelen bir şey yok doğrusu. Genelde gelenler doktor arkadaşlarımın akrabaları oluyor, bakmasam olmaz, sırasında onlar da benim gönderdiklerime bakıyorlar, sonuçta karşılıklı alış veriş gibi bir şey bu, ama o kadar çoklar ki! Diğer hastalara bakmak için az zamanım kalıyor doğrusu. Hemşire hanım da gıcık oluyor bu duruma ama ne yapabilirim ki!”

HEMŞİRE :

“-Sıradaki!”

“-Öf bıktım bu eski usul sistemden. Ne bu kardeşim, hani teknolojik devrim yapmışlardı hastanede. Işıklar yanıp sönüyor ama kimse takmıyor, torpili olan giriyor, bütün sistem çöküyor. Sabahtan beri bağırmaktan sesim kısıldı. Bir de millete laf anlat. Mecbur muyum ben, aradan girenleri savunmaya. Doktor beyciğimin işi de pek gıcır doğrusu. Hiçbir şeyle uğraşmıyor, insanların önüne beni sürüyor, kendisinin keyfiyse gıcır. Sohbet, gırgır hak getire. Bütün gün onun tanıdığı, bunun teyzesi, onun kardeşi derken üç-beş hastaya vallahi bakıyor desem yalan olur. “

HASTA :

“-Çekil kardeşim kapıdan, sıra benim, aaaa adamı sinir etmeyin, bu ne ya!”

“-Aman nihayet çağırabildiler. Sözde teknoloji var, kapıda numaramız yanıyor ama hak getire, torpili olan giriyor, randevu hak getire, gene kaldık eski usul isim çağırmaya…Bekle babam bekle. Yok anasını satayım tanıdığımız da yok ki, kuru sandalye üzerinde oturmaktan popom ağrıdı vallahi. Bir yandan ayağımdaki yara zonk zonk sızlıyor, bir yandan daracık alanda sert sandalye üzerinde bir o yana, bir bu yana sallanarak rahat etmeye çalış, bir yandan üstüne üstüne gelen kalabalıkla ve ter kokularıyla cebelleş… Düşmanıma edeceğim tek beddua emekli ol, SSK’lı ol olurdu herhalde.  Bu ne ya! Parasızlıktan mecburuz beklemeye. Bi de lütfedermiş gibi davranmıyorlar mı, gıcık oluyorum vallahi! Bir de kapının önüne barikat kurmuyor mu hastalar, aralarından geç geçebilirsen”

DOKTOR :

“-Buyur şöyle geç hanım!”

“- Of ya, gele gele gene kilolu bir hanım geldi. Bi de kat kat giyinmemiş mi bu sıcakta! Kimbilir nasıl da kokuyordur şimdi! Bu da işimizin istenmeyen yanlarından biri. E be kardeşim şuraya gelirken bi temizlensenize, yıkansanıza.”

HEMŞİRE :

“-Dur hanım, dur, şöyle bir otur evvela. Üzerindeki pardesüyü  bir çıkar.  Bir soluklan, sonra adını soyadı söyle evvela.”

 “-Eyvah ki eyvah! Doktor beyimizin hiç sevmediği bir hasta türü! Bunlara güven olmaz, ne yapacakları belli olmaz çünkü, hele bir de kocasıyla gelmişse aman aman…Allahtan yalnız..Yazık, öcü gibi kapanmış bi de, sımsıkı. Bir de terlemiş belli ki! Aman boşver, ona müstehak zaten! Gelenlerin hepsi kalburüstü insanlar ya alıştı beyzadem ama bunlar da insan oğlu.”

HASTA :

“-Ne yapayım hemşire hanım, sabahtan beri bekliyoruz, yoruldum, bu ne böyle, giren çıkmıyor, sabahtan beri girenin haddi hesabı yok, ayıp oluyor vallahi.”

“ Uf, içeri girdik girmesine de bakalım nasıl çıkabileceğiz. Doktor da erkekmiş,  vazgeçsem mi acaba, ama bu kadar bekledim, artık ne olursa olsun, dayanamayacağım  yoksa. Ama nasıl olacak, bilmiyorum. Doktor da pek bi  tip, kötü kötü  bakıyor bana. Bi şey mi gördü acaba üzerimde, bir yerim mi görünüyor yoksa, aman Allahım.

DOKTOR :

“-Neyin var hanım!”

“- Of, zaman da nasıl ağır akıyor, şimdi işin yoksa gel bunla uğraş, ağzından cımbızla laf  al, fazla ilgilensen yanlış anlaşılır, ilgelenmesen doktor bey bana bakmadı diye şikayet ederler,  ne yapacağımızı şaşırdık doğrusu!”

HEMŞİRE :

“Üzerindeki pardesüye çıkart ve paravan’ın arkasına geç hanım”

“-Akşama da az kaldı, bir an önce mesai bitse de eve gitsem. Kızın doğum günü, akşama misafirler gelecek,  daha bir sürü eksik var, daha kıza hediye bile alamadım, Allah’tan pastayı dünde sipariş etmiştim de sorun olmayacak, mezeler de köşedeki şarküteriden, ama evin toparlanması lazım, şimdi izin de alamam, dışarısı hasta kaynıyor baksana, ya bizim hiç yaşama hakkımız yok mu kardeşim!”

HASTA :

“-Doktor bey, ayağımdaki yara beni çok rahatsız ediyor, ne yapacağımı bilemedim, aylardır böyle, iyice büyüdü galiba. O kadar zonkluyor ki dayanamıyorum ağrısına!”

“- Ya, nasıl göstereceğim şimdi ben bu yarayı, ta da baldırımda, Allahım mahrem yerlerimi elin herifine nasıl da açacağım, günaha girer miyim acaba, kesin gireceğim ama artık dayanamıyorum Allahım, sen affedicisindir, benim iyi niyetimi biliyorsun,affedersin biliyorum, affet ne olur…İyi ki benim herifle gelmemişim, doktorun erkek olduğunu bilse burayı dağıtırdı vallahi. Artık gözümü karartıp açacağım bacağımı. Hadi Bismillah”

DOKTOR :

“- Hanım, yaran nerde, sen göstermezsen ben nerden bileceğim! Aç hadi, çekinmene gerek yok, biz size yardımcı olmak için buradayız. Aç, aç..Aman Allahım, hanım hanım ne yaptın sen, tabii ki zonklar durur, bu ne böyle! Nerdeyse ceviz büyüklüğünde bir çıban bu! Hemşire hanım!”

“- Ohooo, kadına bak, yarası nerdeyse kangren olacakmış, derhal müdahale etmem lazım”

HEMŞİRE :

“-Buyrun doktor bey!”

“- Hay Allah! Gene bir problem var galiba, ne oldu acaba? Şimdi kalk, git doktor beyin arzularını yerine getir, kimbilir ne saçma sapan bir şey için çağırmıştır beni.”

HASTA :

“- Ne oldu doktor bey, korkutmayın beni”

“ Ne diyor bu adam ya! Daha doğru dürüst bakmadı bile!

DOKTOR :

“- Yok yok, korkmayın, ama hastaneye gelmekte geç kalmışsınız, acil müdahale etmemiz lazım,  yara nerdeyse kangren olacakmış.” “-Hemşire hanım, acilen antiseptik malzemelerle bistüriyi getirin  lütfen”

“ Off ya, şimdi gel de acil müdahale et, kardeşim niye bu kadar bekliyorsunuz ki doktora gelmek için, hallolur hallolmasına ama sıkıntılı iş, çok sinir oluyorum bu cahil cühelalara ama nasıl anlatacaksın ki bunlara, eğitim lazım eğitim…”

HEMŞİRE :

“- Başlayayım bu işin içine…Otur kalk, otur kalk  şişti ayaklarım, bıktım kardeşim, az yede kendine bir uşak tut beyzadem…”“-Kızım sen de iyice sapıttın, tabii ki senden isteyecek, hemşire değil misin sen, vazifen zaten bu, sen de artık ne dediğini şaşırdın yorgunluktan bence”

“-Tamam doktor bey, getiriyorum, bir saniye….”

HASTA :

“- Ama, ama, doktor bey, burada mı müdahale edeceksiniz? Nasıl olur!”

“- Ne oluyor ya! Durup dururken nerden çıktı şimdi bu! Noluyoruz kardeşim. Öyle kolay mı bu işler, Allahım sen yardım et!”

DOKTOR :

“- Şöyle bir rahatlayın, çorabınızı çıkarın, açın bacağınızı şöyle sağa doğru yana yapıştırın, eteğinizi biraz daha kaldırmak durumundayım, hah şöyle sessizce durun da rahat rahat işimi yapayım”

“- Offf, nasıl da ekşimiş bir koku bu yarabbim! Kaç zamandır giyiyor acaba bu çorabı, böyle ekşi kusmuk gibi bir koku, garibim kilolu da maşallah, kimbilir kaç zamandır yıkanmıyordur da kesin, nasıl  müdahale edeceğim doğrusu bilemiyorum, bir an önce bitse bu iş! Günün son saatlerinde başıma gelene de bak, işin yoksa böğüre böğüre doktorluk yap….”

HASTA :

 “-Allahım, kesin bu bana saldıracak, yok efendim eteğimi iyice kaldıraymışım,  bacağımı iyice açayımmış, eee sonra…..Kesin sapık bu doktor, alt tarafı bi hap verip göndereceğine, benim edep yerlerime bakıp bakıp tahrik olacak  herhal….Hemşire de kadın olacak, kesin o da ortağı,hemencecik verdi aletleri, bir de parvanı çekti üstümüze,  bırakıp gitti beni burada bu azgın doktorla baş başa! Kesin o da bu işin içinde. Allahım ne yapsam, bağırsam, rezillik çıkacak, ya kocam duyarsa, ama bıraksam beni taciz edecek, diklensem mi acaba, gözün korkutsam!”

“- Nasıl yani, açayım diyon hee, fesuphanallah, ne diyon sen dogtur bey, dediğini kulakların duyuyor mu, hemşire hanım de gelse buraya!”

DOKTOR :

“- Ne diyorsun hanım sen, kafayı mı yedin sen! Allah Allah, biz burada sana yardımcı olmaya çalışıyoruz, senin aklın nerelerde! Hemşire hanımın bir sürü işi var, hem elinden mi tutacak senin, doktor olan benim, iki saniyelik iş, çıbanı delip irini akıtacağım, bitti gitti, hemencecik gidersin sonra….”

“- Ne oluyoruz ya, bu kaçıncı, çattık gene belaya…Kadına bak, biz nerdeyiz, o nerde! Ama korkmak gerek böylelerinden. Şimdi bi bağırsa, çağırsa büyük rezillik, hay benim aptal kafam, çok bilmiş ukala hemşire hanım  paravanı kapatınca korktu garibim….Ayşe hemşire de amma ters bu gün bana, ne o izin vermedim diye tafra yapıyor kendince…Tamam ben de isterdim izin vermeyi ama görüyorsun işte, hasta çok, ben nasıl başa çıkayım hepsiyle, herkesin bir sorumluluğu var, hem doğum günü akşama, ne yapalım hepimiz hayatımızı kısa, dar vakitlere sıkıştırmıyor muyuz sanki!”

“- Ah, ne oluyoruz! Hemşire hanım, yardım et! Hanım ne yaptın sen!”

“Allahım, sonunda olacağı buydu, bu cehaletle daha başımıza neler gelecek, hiç can güvenliğimiz yok şu işe bak, kendisini taciz ettiğimi sandı garibim, garip marip ama gitti kulak da, Allahım nasıl da akıyor kan, acil müdahale lazım, Ayşe hemşire de nerde kaldı, hala mı kızgın bana! Yok artık!”

HEMŞİRE :

“- Ne oluyoruz ya hu! Ne oluyor orada! Paravanın arkasında pek bi hareket var, hah gene bir şey isteyecek galiba…istemesi bitmez zaten!…ama ama ne oluyoruz, yardım et diyor, aman o iğrenç yaraya kendi müdahale etsin, ellerimi kirletemem ben, onun vazifesi değil mi, yapsın işte, ağırdan alayım biraz bence…”

“-Alo, alo, duyamıyorum sesinizi,..bi dakka doktor bey, telefondayım, kapatayım da  geliyorum,”

HASTA :

“Yok kardeşim, ben kimseye elletmem kendimi, yaraymış, çıbanmış fark etmez, namusumla girdim buradan, namusumla çıkarım, varsın zonklasın yaram, ne bu be, adam yarama bakıcam diye bacaklarımı elleyip duruyor, sapık mıdır nedir, işte böyle yaparlar adama, keşke boğazına denk gelseydi neşter, gene ucuz kurtardı, kulağının ucundan azıcık…Şanslıymış herifçioğlu…”

“-Kimse yaklaşmasın yanıma, kıyarım canıma….Bu ne böyle, çağırın polisleri, çağırın yöneticileri…Sapık var sapık…Bu adamdan şikayetçiyim, gören bilen tanık olsun…Ellemeye kalktı bu adam beni, ama verdim cezasını…”

 

                                                                                      AYŞEN CUMHUR ÖZKAYA

                                                                                                  21.11.2012

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Bu yazı EDEBİYAT - YAZILARIM, ŞİİRLERİM ** My Writings, Poems içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s