KAFKA ve DEĞİŞİM…

Nükhet Eren Yaratıca Yazarlık Atölyesi katılımcılarından biri olarak, dahil edildiğim KAFKA Grubunda : “DEĞİŞİM” üzerine yaptığım ön çalışma :  

********************************************************************************

 kafka

********************************************************************************

“Gregor Samsa bir sabah yatağında huzursuz düşlerden uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Kabuklu sert sırtının üzerinde yatıyor, başını birazcık yükselttiğinde, kayıp düşmek üzere olan yorganın tepesinde zar zor tutunduğu kahverengi, bombeli ve yay şeklinde şeritlerle bezeli karnını görüyordu. Gövdesine göre acınacak incelikteki pek çok bacağı gözlerinin önünde çaresizlikle titreşiyordu.”

kafka1 metamorfosis la_metamorfosis

 

 

 

 

 

 

 

********************************************************************************

Kafka işte bu sarsıcı, tuhaf cümlelerle başlıyor yirminci yüzyılın en etkileyici eserleri arasında yer alan Dönüşüme. Keskin ve yalın bir dille, insan yalnızlığının ve çaresizliğinin hikâyesi olarak sistemin en küçük birimi olan aile yaşantısının sıkı bir eleştirisini yapan bir kitaptır Dönüşüm; okuru sarsar, sorgulatır, düşündürür…

Kitabın Türkçe çevirisinde “Ungeziefer” kelimesi “Böcek” olarak çevrilmiştir, ancak bu tam olarak anlamı karşılamaz. Orta Almanya’da Ungeziefer’ın kelime anlamı “kurban edilmeye uygun olmayan kirli hayvan“dır ve bazen “haşere” anlamında kullanılır. Kafka, Gregor’u belirli bir şey olarak etiketlemek istememiş, sadece Gregor’un dönüşümünden duyduğu tiksintiyi göstermek istemiştir. “Ungeziefer” bazen “hamamböceği“, “bokböceği“, “kınkanatlı böcek” şekilde çevrilmiştir. “Bokböceği” (Mistkäfer) öykünün sonunda temizlikçi tarafından kullanmıştır ancak anlatan kendini böyle betimlememiştir. “Ungeziefer” Samsa ve çevresi arasındaki ayrılığı simgeler; temiz değildir ve bu yüzden dışlanmalıdır

Kafka’nın yayımevine 25 Ekim 1915’te gönderdiği ve ilk baskının kapak resmi ile ilgili sıkıntılarını anlattığı mektupta “Böcek” (Insekt) kelimesini kullanmış ve “Kapakta böcek olmasın. Uzaktan bile görülmesin” der. Bu Kafka’nın Gregor’un dönüştüğü yaratık hakkında belirgin bilgi vermeme isteğini gösterirken; çevirmenlerin “Böcek” kelimesini kullanmasına neden olmuştur. Oysa Kafka bunu bilerek istemiştir. Kitabı elimize aldığımız ilk andan itibaren içinizi kemiren “neden böyle bir şey başına geldi?” sorusunu Kafka duymazlıktan gelir, üstünü örter ki asıl göstermek istediği şeyi farkedebilelim. Yani : çevresindekilerin onun değişimine verdiği tepki. Bunu fark etmemizi ister. Birey olarak var olmanın toplumun dışına çıkmak ile toplumun kölesi olarak tabuları kabullenmek gibi iki kutuplu bir dünyada sorun böcek oluşu değil, toplumun onun değişimine verdiği tepkidir göstermek istediği.  

Ailesini anlatarak aslında bizi anlatıyor Kafkma. Gregor’un böcek halini kabullenemeyen ailesidir aslında  incelenmesi gereken…yani toplum’dur. Bize ayna tutar Kafka. Aynanın diğer yönüne bakan bizlerin kendi yansımamızı değil, daha derinlerdeki yansımalarını da görmemizi ister.

Dönüşüm, babanın ölümcül iktidarı ve aile içi totalitarim üzerine bir anlatıdır. İsteği dışında dev bir böceğe dönüşen Gregor Samsa, “babanın elinde sallanan sopayı her an sırtına ya da başına yiyip ölme” tehdidi altındadır. Babanın üzerine yürüyen ve Gregor’un hayatını bağışlaması için ona yalvaran annesi sayesinde kurtulur kurtulmasına da bu defa da yaralı, örselenmiş, lanetli ve herkesin terk ettiği biri olarak ölüme bırakılır ve “cenaze töreni”ni yerine getirmek üzere, elindeki süpürgesiyle hizmetçi görevlendirilir:

“Yandaki şu şeyin nasıl ortadan kaldırılacağı konusunda endişelenmenize gerek yok. O iş çoktan halloldu.”

Öykü başlıca üç bölümde incelenebilir : 

Birinci bölümde Gregor’un işiyle ilgili kaygılarını, işe yetişme baskısını öğreniriz ve aniden kendisini böceğe dönüşmüş olarak bulan Gregor’u tanırız. Böcek gözüyle bakmayı ve sınırları tanırız. Böcek ya da böcekleşme bize içe çekilmeyi, içten dışarıya bakmayı işaret eder. .Bir odaya kapalı bir böceğin algı dünyasının sınırlarına hapsediliriz. Kapı biraz aralandığında da dışarıyı sınırlı bir perspektiften görürüz. Böcekle özdeşleştiğimizde onun gözünden “dışa” bakıp, kulak kabartıyor olsak da, bir yandan da dışarıdan bir gözle bakarak, odadaki böceğin buradan kurtulma, hareket etme, sesini duyurmasını, kaygı ve yetersizliğini durumlarını, yazarın gene böcek üzerinden (onun algı ve bilinci aracılığıyla) verdiği bilgilerle izleriz.

Simgeler yoluyla bize bir şeyler anlatmaya çalışır Kafka. Öykünün başında karşımıza çıkan, Gregor’un çok öne verdiği, çerçevelettiği, boynunda boa yılanı biçiminde, uzun bir kürk atkı bulunan, dimdik oturmuş bir kadın resmidir bu. Onu odasına koyarak gerçek hayatta yapamadığını gerçekleştirir. Bir kadına sahip olur böylece.  Annesi ile kız kardeşi odayı boşaltmaya başladıklarında, böcek Gregor, bedeniyle resmi örter ve orada hâlâ kendine ait bir şeyler bulunduğuna işaret etmeye, en azından kendini inandırmaya çalışır.

İkinci bölümde aileye çeviririz bakışlarımızı. Böceğin kimlik sorunu ortaya çıkar. Dayanışma içine giren aile görülür bu bölümde.  Kafka, yaşadığı bu olağanüstü olayı bahane ederek, ailenin yaşadığı değişimi anlatır. Önceleri duygusal anlamda oldukça donuk olan baba sonrasında güçlü bir karaktere dönüşür. Sevgi dolu kız kardeş bir anda kendi öz kardeşinin ölüm fermanını yazar. Burada “normal” yaşamın üzerindeki maskenin “normal olmayan” bir biçimde düşmesi anlatılmaktadır. İnsan kılığında bir canavar değildir karşımıza çıkan, aksine hayvan kılığında bir insandır.

Son bölümdeyse, böcek-insan ikilemi ve kendisiyle hesaplaşma ele alınır. Son anlarında ailesini, onlara karşı duygularını, onlara çektirdiklerini düşünür ve kabahati kendinde bulur her zamanki gibi. Dönüşüm aslında hayattaki rolünden yani oyundan çıkmaktır aslında. Koruyucu bir böcek kabuğunun içine sığınmak, kapanmak, saklanmak, kendini her türlü iletişime, dış seslere kapamak, kısacası oyundan çıkmak, bir kurtuluş olduğu kadar, hayatın anlamına uzak düşmenin cezasıdır da. İnsan yemeğine eline sürememe durumu, aslında Kafka’nın hayatta aradığı ama bir türlü bulamadığı her neyse onu simgeliyor. O her neyse aslında böceğe dönüşmeden böcek gibi yaşamak zorunda kaldığı zavallı hayatında özlemini duyduğu öbür hayatı mı simgeliyor, onu da bize bırakıyor.

Gregor Samsa’nın babasıyla arasındaki ilişkide Kafka’nın gerçek hayatta babasıyla ilişkisini anlatan pek çok benzerlik bulunmaktadır. Kafka, otoriter babasının baskısı altında içine kapanık bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Yetişkinlik çağına geldiğinde babasına karşı özgürlüğünü ilan edebilmek amacıyla evlenme girişimlerinde bulunmuş, hem babasının eleştirisi ile karşılaşmış, hem de kendisi evliliğin yazarlığına engel teşkil edeceği düşüncesiyle üç nişanını sona erdirmiştir. Kafka’nın yaşamında olduğu gibi Gregor Samsa’nın yaşamında da baba baskısı en belirgin özeliktir. 

Hikayede, apansız bir değişim geçiren Gregor’a  karşı ailenin tutumlarında görülen köklü değişmeler anlatılır. Değişim geçiren oğul, her zamankinden daha da eziktir. Değişimden önce Gregor ailenin geçimini sağlamakla görevli iken, babası aile içinde ikinci plandadır. Ancak birdenbire oluşan bu değişim sayesinde, baba yeniden güç kazanmakta ve otoriteyi eline geçirmektedir. Babanın otoritesi ve baskısı çoğu zaman şiddet eylemlerine kadar varmaktadır. Örneğin, hikayenin ilk bölümünde baba, Gregor’un sırtına bastonla vurmakta, ikinci bölümde ise Gregor’un ölümüne neden olacak yarayı açan elmayı fırlatmaktadır. Gregor Samsa’nın yaşamını yitirmesine sebep olacak yara, babanın Gregor’un sırtına attığı bir elma sayesinde oluşmaktadır.

İncil’de Yaradılış bölümünde “elma”, aklın simgesi olarak görülmektedir çünkü iyi ve kötü hakkında bilgi veren ağacın meyvesidir. Adem ve Havva bu yasaklı meyveyi yiyerek cennetten kovulmuşlardır. Elma, eserde kimsenin iyileştiremeyeceği acıların ve Gregor’un ölüme mahkum edilmesinin sebebidir. Öyleyse baba, Gregor’u ölüme mahkum eden, hayatını cennetten cehenneme çeviren ve onulmaz yaralar açan kişi olarak gösterilmiştir. Hatta, baba, Adem ve Havva’yı yasaklı meyveyi yemeleri hususunda ikna eden şeytanla eşdeğerdedir.

Gregor’un sırtındaki elmayı hiç kimse çıkarmaya cesaret edemediği için elmanın bir parçası ölümüne dek Gregor’un sırtında saplanmış olarak kalır.  Elma, aklın simgesi olarak görüldüğüne göre, Gregor’un sırtında taşıdığı bu elma parçası, onun sürekli canını acıtan gerçek olarak algılanabilir. Bu gerçek, Gregor’un aile içinde değişen konumu ve aile tarafından oluşturulmuş kimliğidir. Gregor, bu gerçeği ancak  elma vücuduna saplandıktan sonra fark eder. Hikayenin son bölümünde ailenin kendisini istemediğini anlayan Gregor’un hayatı bu dayanılmaz acıyla sona erer.

Kafka’nın yaşamında annesinin rolü ile, Gregor Samsa’nın annesi arasında benzerlikler vardır. Duyarlılığı ve duygusallığı kendisine annesinden geçen Kafka, günlük notlarında sadece anne tarafındaki iyi eğitim almış atalarından bahsetmekte ve onlara benzediğini ima etmektedir. Gerçek annesi ile eserdeki anne birbirlerine benzerler, ikisi de aile içinde baskın bir karaktere sahip değildirler ve otoriter babanın sözünden dışarı çıkamamaktadırlar.

Diğer bir benzerlik de Kafka’nın fiziksel durumu ile ilgilidir. Gregor Samsa değişimden sonra sürekli zayıflamış, yaralar almış ve fiziksel durumu gittikçe kötüleşmiştir. Kafka da narin yapılı bir insandır ve 1924 yılında tüberkülozdan ölmüştür. Gregor Samsa önceden geçimini sağlamakta olduğu ailesiyle birlikte yaşamaktadır. Kafka da hayatının büyük bölümünü ailesiyle birlikte aynı evde geçirmiştir. Gregor’un odasında tüm gürültülerden rahatsız olması ile Kafka’nın özellikle yaşamının son yıllarına doğru gürültüden duyduğu rahatsızlık arasında da bir benzerlik kurulabilir. Kafka’nın hiç sevmediği memuriyet hayatıyla Gregor’un nefret ettiği memuriyet hayatı eşdeğerdir.

Eser, burjuva toplumunu eleştirmektedir. Para, herşeyin önüne geçmiştir. Toplumun en küçük birimi olan ailede bile ilişkiler maddiyata dayalıdır. Gregor’un ailesinde de…Birey ve toplum, toplumsal kurallar, etik sorgulanır. Gregor’un geçirdiği fiziksel değişim onun beğenmediği toplumdan uzaklaşmasını ve ona yabancılaşmasını simgelemekte ve modern toplum yaşamının güçlüklerinden ve ahlaksal bozulmalardan kaçma isteğini dile getirmektedir. Eserin sonuna kadar iki zıt kavram birbirlerinin peşi sıra sürekli bir ilerleyiş gösterir eser boyunca : özgürlük ve bağımlılık.

Gregor’un nezdinde koşulsuz sevginin imkansızlığını da vurgular Kafka bize. Menfaatler üzerine kurulu aile bağlarının, sevgi ilişkilerinin, karşılıklı beklentiler gerçekleşmediğinde ortadan kalktığını anlarız böylece. ‘Sevilen’ in, şartlar değiştiğinde ‘horlanıp, tiksinti uyandıran; varlığı ile övünülenin,’ varlığından utanılan ağır bir yük’ olabilmesi de vurgulanır öyküde…

Gregor’un hamamböceğine dönüşümü, ailenin geçimini sağlamak konusundaki esaretini ortadan kaldırıp özgürlüğünü sağlar,  aynı zamanda ailesinin de Gregor’a olan maddi bağımlılığını ortadan kaldırarak onları Gregor’dan özgür kılar. Gregor’un değişimi kendi özgürlüğünü kazanması açısından ne kadar gerekli ise Gregor’un ölümü aile bireylerinin özgürlüklerini kazanmaları açısından o kadar gereklidir. Kafka, birbirine zıt kavramları birbiri ardına sıralayarak gerçekdışı olarak algılanacak bir hikayeyi gerçekçi bir hale getirmiştir.

Gregor’un hamamböceğine dönüşümü, birey olmayı da bizlere hatırlatır ve birey olmanın, kendi benliğini korumanın bedellerini…

Aile kurumunun bireyi yok edici yanlarına dikkat çekiyor, sürünün dışına çıkanları da toplumun yok ettiğine…

İnsanların beklentilerini karşılamamanın, hayır diyebilmenin küçümsenmeyecek bir özgürlük olduğunu….

Gregor da  hayvan olma pahasına birey olabilmiştir. İnsanlar fiziksel özelliklerini koruyarak hayvanlar gibi tekdüze yaşamaktadır…Hiç kimse kendisinden beklenilenin dışına çıkamamaktadır…İşte bu yüzden Gregor bir böceğe dönüşerek hayvan gibi yaşayan insanlardan ayrılmıştır.

AYŞEN CUMHUR ÖZKAYA

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Bu yazı EDEBİYAT - YAZILARIM, ŞİİRLERİM ** My Writings, Poems içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s