William Utermohlen…Bir ressamın Alzheimer yolculuğu…

William Utermohlen…Bir ressamın Alzheimer yolculuğu…

14220797ee7422b2c0d38f561ebc301d

**************************************************************************

Murat Gülsoy’un http://muratgulsoy.wordpress.com/2013/11/ blogunda okuduğum William Utermohlen isimli bir Ressam hakkındaki yazısı beni çok etkiledi.

Bahse konu Ressam’ın hikayesini sizlerle paylaşmak ve onun bu hayatta kalabilme,            “-bende bir zamanlar vardım” deme çabasına ortak olmak, hatırlanabilme, unutulmama isteğine ben de destek olmak istedim

1933 yılında Philadelphia, Amerika’da doğan William Utermohlen, 1957 yılında Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olmuş ve 1957-1959 Oxford’da Ruskin Güzel Sanatlar Okulunda çalışmalarını sürdürmüş . 1962 yılında Londra’ya yerleşerek 1965 yılında sanat tarihçisi Patricia Utermohlen evlenmiş. 1995 yılında Alzheimer hastalığına yakalanır ve Mart 2007’de bu hastalığın sonuçlarından ölmüş.

Buraya kadar hikayesi herkesin başından geçen hayat hikayesi gibi olsa da, sanatçı olmasından kaynaklanan bir fark olsa gerek, sanatçı hastalığı boyunca kendini ve geçirdiği evreleri resme döker. Sekiz yıl boyunca yaptığı otoportreleri, sanat tarihinde şimdiden çok özel bir yere sahip.

Ressamın bu çabası işte diğer insanlarla arasındaki farkı yaratmakta…Onun kendini hatırlayabilme, kendini unutmama çabaları, biz insanlar için çok önemli ipuçları sağlıyor.     Yıllar içinde melekelerini birer birer, ağır ağır yitirirken yaptığı resimler onun bir insan olarak yaşama azmini, bir hasta olarak kendini hatırlayabilme ve belki hatırlanabilme isteğini ve bir ressam olarak hastalığının evrelerini, geçirdiği, yaşadığı ıstırabı gözler önüne sererek yol gösterici olmak gibi büyük sorumluluğu üstlendiğini gösteriyor bizlere…

Resimleri incelediğimizde 1995 yılında muhtemelen hastalığın ilk evresinde yaptığı portresindeki renk, şekil ve desen hakimiyetinin geçen yıllar içinde aşama aşama yok olduğunu görüyoruz.

Ve daha sonra çizdikleri:

1996 Yılı :

Wiliam Utermohlen Self-Portrait (Red) 1996 Mixe media on paper, 46.5x33cm     William Utermohlen, Self Portrait (with Red Shirt), Oil on Canvas, 1996

William Utermohlen,                                                                                                                           Self Portrait (with Red Shirt),                                                                                                             Oil on Canvas, 1996

tnWm5 - Copy

eaea- Copy

eaea- Copy - Copy - Copy (2)

eaea- Copy - Copy

tnWm5 eaea- Copy - Copy - Copy - Copy

*****************************************************************************

Murat Gülsoy’u özellikle Ressamın son karakalem çalışması etkilemiş, ona çok hazin gelmiş. Gülsoy diyor ki : “- Uzun uzun seyrettim resmi. Yaşlılık, bunama ya da nörolojik bir bozukluk nedeniyle farklılaşan, yeterliliğini kaybeden zihnin varolmaya çabalayışında tüm insanlığın mücadelesi var sanki. Hem sonuçsuz kalmaya mahkum bir çaba bu, ama hem de çok saygıdeğer. Çünkü başka bir yolu yok yaşamanın. Bu bir direniş. Yok eden, ezip geçen, ufak parçalara ayıran zamana karşı sürdürülen çok trajik bir savaş hikayesi. Sürekli ölüyoruz. Zamanın başlangıcından bu yana, hiç durmadan ölüyoruz… Tek yapabildiğimiz deneyimleri aktarabilmek. Başka bir yerde, bir başkası olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlatabiliyoruz. Anlatmak istiyoruz. İşin tuhaf yanı anlayabiliyoruz. Tanrıların bile yapamadığını yapıyoruz.”

Bana gelince, 97 yılındaki iki resmine baktığımda kırmızı penyeli resminde hastalığından bir korkma, bir ürkme duruma varmış gibi geldi bana. Gri penyeli resimde ise bir çöküş, bir ikiye bölünmüşlük hissi varmış gibi geldi bana. Ve o yıllarda sanki dışarıyı daha çok dinlemeye çalışıyor, kulaklarını oldukça büyük çizmeye başlamış, hayatla ilgisini kesmeme çalışıyor kendince. Ama beni en çok etkileyen 98 yılındaki resmi oldu. O gözler, o gözler ki insanın ta derinine işliyor, içinize sesleniyor sanki…Bir gözünde ha taştı, ha taşacak bir gözyaşı, bir gözü hayatın içine bakarken diğeri içine bakıyor…Kendini çerçevelerin içine hapsetmiş, kendini ve hayatı sanki bir pencereden izliyromuş gibi çizmiş kendini.  Kendine ağlıyor sanki…1999 da kulaklar halen belirgin, ama yüz amorf olmuş durumda, gene bir çerçevden bakar gibi…

Son resimde ise Murat Gülsoy’un dediği gibi farklılaşan ama bu farklılığa karşı koyarak varolmaya çalışan bir Ressamın, aslında  insanlığın mücadelesi var..Sonuçsuz kalmaya mahkum olduğu düşünülse de, mutlaka yapılması gereken, trajik bir savaş bu…ki sonuçsuz kalmadığı da ortada…Yeryüzünde bir kişi bile olsa onu anlayacak amacına ulaşmış olacak bütün bu çabalar….Resimde artık iyice bölünmüşlüğün ama bu bölünmüşlüğün içinde var olmaya çalışmanın çabaları oldukça belirgin…Resimde bir çok yüz var,  gözleri derinlere bakan küçük siyah gözlü bir adam, gözlerini kapatmış kendi iç alemine dalmış bir adam, kendini sadece seslere bırakmış bir adam, bir yılan gibi her tarafını saran karanlık adam, bir de kaybolmuş kendisi, varolmaya çalışan birinin içinde binbir yüz, binbir acı…

Zaten hayat da bir varoluş çabası değil mi…Niçin geldik, nereye gidiyoruz bilmeden yaşarken belki de “bir zamanlar ben de vardım” çabası gösterenlerin sayesinde öğreniyoruz belki de yaşamı…William Utermohlen gibi…Aslında bunu yapanların sadece sanatçılar olduğunu  söylemek de yanlış olur. Öyle ya da böyle sonunda ölmeye mahkum olarak hayata gelmiş olan biz canlıların tek isteği ölmeden yaşamayı başarabilmek, ama bunun fiziksel olarak bir çaresi olmadığından bu isteği kendinden eserler bırakarak başarabilmenin yolunu bulmuş insanoğlu…Bu ister bir şiir, hikaye, roman, fotoğraf, şarkı, resim, heykel, v.b.  sanat eseri,  ister bir çiçek, ağaç, börtü böcek, ister bir insan yavrusu sayesinde  olur, ama mutlaka olur. Çünkü her insan geleceğe kendinden bir parça bırakmak, onunla bile olsa anılmak, hatırlanmak ister… Çünkü her insan nerden geldiği bilinmeyen merkezinde önüne konulmuş olan menzile bilerek veya bilmeyerek ulaşmak ister…Varacağı yer neresi olursa olsun yolcu için önemli olan yol’dur…O bir zaman yolcusudur, öze varana kadar yolu asla bitmeyen…William Utermohlen’a şükran borçluyuz ve bize onu tanıttığı için Murat Gülsoy’a da, çünkü bizlere vazgeçmemeyi hatırlatıyor iki büyük sanat adamı…Şimdi olduğu yerde huzur içindedir diye düşünüyorum Utermohlen’in, çünkü elinden gelenin de fazlasını yapmış olmanın verdiği içhuzur herkese nasip olamaz ve o bu huzur için elinden geleni yapmış, vazgeçmemiş…O vazgeçmediyse bizim vazgeçmemiş düşünülemez değil mi!

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Bu yazı RESİM ** Painting içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

William Utermohlen…Bir ressamın Alzheimer yolculuğu… için 1 cevap

  1. Geri bildirim: Can art help us understand dementia? » City Arts (Nottingham)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s