Onun adı Ekrem…Köylü Ekrem

                                                Onun adı Ekrem…Köylü Ekrem

1 *******************************************************************************

Sevgili konuğum,

Önce yaptığınız her neyse onu bir an için ara verip aşağıdaki videoyu izlemenizi isteyeceğim sizden. İsterseniz daha sonra aşağıdaki yorumları da okuyabilirsiniz isterseniz…

http://www.efepost.com/video-detay/koylu-ekrem-mutlaka-izlemelisiniz/678/

********************************************************************************

BEN DE KÖYLÜ EKREM’İM… / ME THE VILLAGER EKREM…

Belgesel / Documentary  10’ DVCam

Renkli / Color 2001
Elinde değneğiyle kıraç bir tepede duran Ekrem Öztürk’ü görenler bunun kırsal kesime özgü sıradan bir görüntü olduğunu düşünebilirler. Oysa yüksek öğrenimini yarıda bırakıp köyüne dönen ve burada kendi kendine heykel yapmayı öğrenerek çevresinde bulduğu her malzemeye hayat veren biridir Ekrem Öztürk. Ekrem Öztürk yarattığı eserlerle, sanatına ve dünyaya bakışıyla izleyenleri hayrete düşürecek.

Maltepe Üniversitesi 1. Üniversitelerarası Öğrenci Filmleri Yarışması’nda birincilik ve Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması’nda ikincilik kazanan bu belgesel sizi sıradan gibi görünen bire yaşamın renkli derinliklerine çağırıyor.

2

People, that see Ekrem Öztürk, standing on a waste hill with his rod in his hand, can think that this may be a common picture from the rural region, but beyond his common view Ekrem Öztürk differs from his villagers. He left his university education and returned to his village where he learned to make statues, to give life to every substance around him. Ekrem Öztürk will amaze the spectators with his works and the way he sees the art and the world around him.

Yönetmen / Director: Güray Varol

http://arsiv.zaman.com.tr/2002/02/18/icanadolu/h2.htm

********************************************************************************

Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Karakaya köyünde uzun yıllar çiftçilik, inşaatçılık ve değişik işleri yapan Ekrem Öztürk “Köylü Ekrem”le ilgili yukarıdaki video’yu izleyince karmakarışık duygular içinde kalmadım desem yalan olur! Aklıma ilk önce sevgili                 Atamızın o güzel sözleri geldi :

“Efendiler; hepiniz Milletvekili, Bakan ve hatta Cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz! Ama sanatçı olamazsınız!..”

İşte size bir sanatçı…Mevcut sistemin dışında, “okullu” olmayan, “alaylı” denilen cinsten…Alaylı demek genelde okullu’lar tarafından küçümsenenler demek olsa da bu alaylı küçümsenemeyecek kadar özel biri kanımca…Çünkü sanatın ruhunu yakalamış Ekrem… Hepimizin içindeki o ruhun, o özün, o Tanrı parçacığının, o gözle görünmeyenin heykelini yapmaya, o ruhu bize göstermeye çalışıyor çünkü Ekrem.

Mesela bir heykeli var, adı “Balerini öpen hava“, ama baktığınızda bir balerin yok ortada, ortasında boşluk olan tahtadan bir heykel diyeyim sizlere basitçe. Kendi deyişiyle o balerini saran havanın kırılım hareketlerinin heykelini yapmak istemiş. Obje’nin değil süje’nin heykelini yapmak istemiş. O dış görünüşe değil, içe bakıyor anlayacağınız, yani gönül gözüyle bakıp, gönül gözüyle yapıyor heykellerini.

4

4.1

*******************************************************************************

Mesela başka bir heykeli var, bir büst, tahtadan, üzerinde delikler var…Onu kurtların çok sevdiği ceviz ağacının kökünden yapmış, fikir çalışması olarak : “-Nasıl insanlar kanser karşısında çaresizse,  içinde yüzlerce kurtçuk ağacı yemeye devam ediyor, iç  tarafı tamamem boşalıp dış kabuk zayıflayınca o da yıkılıp göçecek, nasıl insanlar kanser karşısında çaresizse benim heykelim de kurtçuklar karşısında çaresiz…hala gülümsediğine bakmayın büyük acılar çekiyor!” 

33

31

32

********************************************************************************

Özü yakalayışı, kavrayışı, anlayışı, anlatışı, bize yansıtışı, bunu yaparken çok basit bir şeymiş gibi davranışı örnek olmalı, kime mi, herkese, sanatçı ya da sanatçı olmayan herkese…ama en çok sanatçılara, sergilerine bir ay kala atölyeye kapanıp eser yaratanlara, eser satmaktan başka gayesi olmayanlara, sergi açmanın eser satmak ve meşhur olmaktan başka bir şey olmadığına inanlara, o sergiden o sergiye boy gösterip sanatsever olduğunu sananlara…

Mesela yolda bir taş bulmuş, insanlara “-bakın nelere basıp geçiyorsunuz” demek için takviyelerle bir insan figürü oluşturmuş ve ayak altından baş üstüne kaldırmış. Üstelik bunu biraz da ironiyle yapmış diyebilir miyiz acaba! Heykele bakarken birden gelen bu oldu aklıma: yerden bulup kaldırdığı ve heykel yaptığı taş, bir kadın heykeli, üstelik çirkin bir kadın heykeli…

29

********************************************************************************

Bir çok anlam bulabiliriz kanımca…Öncelikle yerden alıp, ayak altından alıp baş üstüne koyması mı, onu kadın haline çevirmesi mi, çirkin bir kadın yapması mı, güzellik kraliçesi Afrodit‘e nazire yapması mı, hangisiydi acaba onu bu heykeli yaparken güdüleyen şey. Güzellik ve çirkinliğin göreceli olduğunu mu anlatmak istiyordu yaparken, yoksa kadının ayak altına alındığı, bir taş kadar değeri olmadığını mı gözümüze sokmak istiyordu, taş gibi cansız olan bir nesnenin iyi ellerde yoğrulduğunda nasıl da ruh bulduğunu, aslında cansız olan hiçbir şeyin olmadığını mı, herşeyin doğayla uyumlu olduğunu mu söylemek istiyordu bilinmez…Onun ruhundakileri bizler bilemeyiz. ‎”Büyük nehirler tıpkı büyük ruhlar gibidir. Derinlikleri sık sık değişiverir. Gerçek denizcileri çeken de işte budur aslında. Yaşamı kavrayan bir insanın gözünde hiçbir şey gide gele alıştığı bir yol kadar sıkıcı olamaz.Yazar Panait Istrati’nin  Sünger Avcısı isimli kitabından alınan bu sözler tam da onu anlatıyor aslında. Sistemi terkedip, gide gele alıştığı ve sıkıldığı monoton yoldan çıkıp ne kadar derin olduğunu bilemediğimiz ruhunun derinliklerinden bulduklarını hayata çıkartıyor, kendi içinden doğum yapıyor, yeniden doğuyor. İçindeki özle barışıyor, ruhunun gözleriyle bakıyor, ayna tutuyor dışarıya…

Sanat’ın birilerinin tekelinde midir? sorusunun cevabı Ekrem ve Ekrem gibilerde saklı aslında. Alaylı ya da okullu, nice sanatçı herkes var olma derdindeyken Ekrem sistemi terketmiş, özgürce yaşamakta…Herkesin yapmak istediği ama yapamadığı bir şeyi başarmış Ekrem başarmasına da sanat birilerinin tekelinde midir diye sormuştuk ya, evet sanat hep birilerinin tekelinde olduğundan ve ahkam kesenler de çok olduğundan Ekrem bugünlerde sıkıntılı…Sıkıntılı çünkü bilen bilmeyen, sanattan anlayan anlamayan herkes kendince, kendi bildiğince konuşmakta hakkında. Video’da da görmüşsünüzdür, o zaman da küçümseyenler olmuş olmasına da, o son sözü söylemiş “hiç farketmiyor, ben de köylü Ekremim yani” sonuçta ne olacak hepimiz insanız, ünvanlar bizi sanatçı yapamıyor, insan yapamıyor ne yazık ki…

Evet, Ekrem ile ilgili haberleri araştırırken Ekrem‘in niye insanlardan uzakta yaşadığını da anlar gibi oldum biraz…Onu destekleyen, hayran olan, tebrik edenler kadar küçümseyen ya da hor gören, sahte bulan da bir sürü insan var ne yazık ki…Gidip tanışmak, bir çayını içmek isteyenler de var, köylülerinin yaptığı gibi söylenenler de, Yorumlardan bazılarını aşağıya almak istiyordum ama sonra vazgeçtim, çünkü tabii ki herkesin fikri kendine ama ne zaman acaba yapıcı bir eleştiri yapmayı öğreneceğiz acaba diye de düşünüyorum doğrusu! Hemen saldırı, hemen tehdit! Herkes herşeye alınıyor, herkes herşeyden işkilleniyor…Anlayamıyorum, onlarda olmayana mı karşı bu insanlar yoksa herşeye mi! Bilmezler mi ki herkes ayrı bir hazine, ayrı bir değerdir. Biri çıkar heykel yapar, biri şiir yazar, sanattan çok iyi anlar, ama illa da sanattan anlayacağız diye bir şey yok, biri iyi matematikçidir, biri iyi yüzücü, biri iyi bir anne, iyi bir öğretmen…Önemli olan işini severek, isteyerek, yaptığı işin ruhunu kavrayarak ve ona ruhunu katarak yapabilmekte…Ekrem gibi illa da kapatmanız gerekmiyor elbette, her yiğidin yoğurt yiyişi farkıdır elbet, siz yeter ki yolunuzu seçin derim ben de…

Ne diyor Köylü Ekrem :

“-Sistemin bana verdiği her şeyi reddettim. Kendime estetik ve ahlaktan başka kendime hiçbir sınır koymadım… Ben nihayetinde ellerim kadar varım… İşletme okumanın veriği tesirle, “para daha kolay nasıl kazanılır, verimli işletmecilik nasıl yapılır” öğretisiyle yaşadığımı ve hayatın sadece bu olmadığını birgün bir kaya tırmanışında düştüm ve iki kaburgamı kırdığım gün öğrendim. Orada iki gün yattım ve düşündüm: var ile yok arası bir saniyeden bile kısa, bir an!… Hiç ölmeyecekmişçesine sadece çıkar amacıyla yaşamak, para için yaşamak çok yanlıştı. Çünkü kazandığım her şey bir anda yoktu…”

“Ne zaman doğduğum kaç yaşında olduğum birilerini ilgilendirdiğini düşünmüyorum; 40 yaşında doğduğumu hissediyorum, şimdi de çocukluğuma doğru büyüdüğümü ve kesinlikle çocuk olarak öleceğimi söyleyebilirim.”

3 5

34 35


38

43 42

44 45

51

30

24 25 26 27

23

2221

49

52

46 Untitled

54 55

48 53

*******************************************************************************

Son söz olarak köylü Ekrem ile ilgili olarak Birgül Akyar’ın yazdığı yazıyı aşağıya almak istedim :

” -Anadolu Üniversitesi’nin televizyonu TVA’nın zamanında yapmış olduğu deneme yayınından kaydedilmiş ve YouTube üzerinden ilk olarak Konya Turistik adlı bir kullanıcı ve daha sonra da bir çok kullanıcı tarafından bilgimiz dışında paylaşılan “Ben de Köylü Ekrem’im” belgeselimizin konusu ve kahramanı sevgili Ekrem Abi’nin son dönemde yaşananlarla ilgili söyleceği bir iki sözü var. Benden iletmemi istedi; özellikle övgüleri hak etmediği kısmına katılmadığımı kendisine de söylediğim halde ona saygım ve sevgim gereği gönderdiği mesajı noktasına virgülüne dokunmadan gönderdiği haliyle sizinle paylaşmayı görev bilirim. Sevgiler.Güray Varol”

KÖYLÜ EKREM’in internette tanınmasından sonra yaptığı açıklama : 

“Tanıdıklarım beni arayıp bilgilendirdiler açıklama yapmak zorunluluğu duydum. Söz konusu görüntüler Anadolu Üniversitesi ve öğrencilerinin ürünüdür. Medya için yapılmamıştır. Ekipten hala görüştüğüm Güray Varol’a akademik çevrede kalması koşulu ile olur demiştim.

Yaptıklarım halkın huzuruna çıkacak kadar iyi değil, birer denemeydi. Anadolu Ünversitesi’nin ve benim haberim olmadan iyi niyetli olduğunu düşündüğüm birileri tarafından internete koyulmuştur.

Rahatsızım. Utandım, yüzüm kızardı ve uyuyamadım.
Önce heykeltıraşlardan, sonra halkımdan özür dilerim.
İşlerim, heykel değil, ’heykel denemeleri’’dir. Bilinsin.
Hak etmediğim övgülerde bulunmuş, lütfetmişsiniz. Teşekkürler.
Hak etmediğim övgünüzü alıp, kabul edersem, size borçlu kalırım.

Bu Film bende yok.
Bana bu film verildiğinde istemedim’’ben zaten o avareyi tanıyorum, filme ne hacet’’ demiştim.
Hiçbir denememde imzam yok.
Benlik derdinde değilim.
Benim, güzel insanlarımla bağlantım, sunmaya çalıştıklarım, basit işlerimdir.
Benden size bir hediye.(hediyenin kötüsü olmaz, lütfen kabul edin)
Adımla ve rahatsız edici görüntümle sizi üzmek istemezdim, özür dilerim.
Olgun bir insan Başhekime o cümleyi kullanmazdı.

Meraklısına: Şu anda: Günde ortalama doğaya yüküm Elli Türk Lirası, Elli Liralık iş üretmeye çalışıyorum. 

50-50=0

Hesap ortada.

Yanlışlarım doğrularımı götürdü. Geriye kalan kocaman bir sıfır.
Evet; hak etmiyorum. Önce insan olunur sonra sanatçı.

Saygılarımla;
Ekrem.”

*******************************************************************************

Yazdıkları için ne demeli bilemiyorum doğrusu…Kendisini böyle bir açıklama yapmaya mecbur hissettiği için üzüldüm doğrusu,  çünkü dağın başına da gitseniz medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar gelip sizi orda bile buluyor, rahatsız ediyor maalesef…Ekrem de rahatsız olmuş demek ki izahatlarda bulunuyor. Olma be Ekrem kardeş. Hele hele haketmediğini söyleme….Sen onların takdiri için yapmıyorsun ki zaten değil mi! Hele  önce insan olunur, sonra sanatçı derken öyle olmadığını söyleme…

Ekrem anlamış başına gelecekleri, akademik çerçevede kalsın demiş belgesel için…Aslında şimdi düşündüm de çok zeki bir adam Ekrem, zira akademik çerçevede kalsın dediğinde önce halkın tepkisini, olur olmaz konuşacakların düşündüğünden (ki öyle olmuş gerçekten) öyle söyledi galiba derken dank etti kafama gerçekler, aslında ironi yapmış orda, çünkü bir sonraki cümlesi ona işaret ediyorYaptıklarım halkın huzuruna çıkacak kadar iyi değil, birer denemeydi.”halkın huzuruna çıkacak kadar– vavvv gerçekten de şapka çıkarılır Ekrem’e…En büyük, en gerçek, en değerli takdirin halktan geleceğini anlatıyor bizlere ve akademik kariyere ve kariyercilere koca bir nanik yapıyor, ama terbiyelice…Önce heykeltraşlardan sonra halkından özür dilemesi de ayrı bir bilmece mi dersiniz…

“-Hiçbir denememde imzam yok. Benlik derdinde değilim.” diyebilecek bir sanatçı biliyor musunuz? Şahsen küçücük kıytırıktan bir şiir yazdığımızda bile sonuna attığımız imzamızı, ad ve soyadımızı büyük harflerle yazıyoruz çoğunlukla, farkında mısınız? Oysa o bu dünyada bir yolcu olduğunun bilincinde, imzası olsa ne olur, olmasa ne olur!…İmzasını atan atmış nasılsa. 

Son söz, adımla ve rahatsız edici görüntümle deyip kendini iyice aşağılara çekme köylü Ekrem, seni sevenler kadar sevmeyen, anlamayan, kızanların da çok merak etme, bunu da biliyorsun zaten. Onlara kendini anlatmak için alttan alma, boş ver anlamasınlar seni. Adına gelince adının manası çok güzel ki Ekrem demek çok cömert, çok bonkör, çok onurlu demek, sen de onurlu bir insan olarak Allah’ın sana verdiği özü cömertçe paylaşıyorsun herkesle, görüntünse nice şehirli ya da köylü  farketmez nice insandan daha hallice, ayrıca dış görünüşün hiç bir önemi olmayan doğayla içiçe yaşayan birinden daha ne bekleyebiliyorlar ki bu insanlar anlaşılır değil…Laf olsun, torba dolsun misali herkes birşey söylüyor işte, bu kadar mütavazi olma…Biz senin içindeki öze, yansıttığın resme bakarız yaratılarında…Gerisi laf-ü güzaf.

Hele hele hiç özür dileme, olgun bir insan Baş hekime o cümleyi kullanmazdı demişsin, gerçekten böyle düşünüyorsan da işte o zaman seni kibirlilikle suçlayanları tasvip etmiş olursun ki, yapma. Çünkü sendeki kibir değil, tevazu…Kibir sahibi olmaktan kaçma çabası, ama insanlar yanlış anlıyor seni…Ayrıyeten o cümleyi niye kullanmayasın ki, o seni, bırak seni köylü kisvesi altında birinin sanatçı olmasını küçümseyebiliyorsa sen de karşısında istediğini söyleyebilirsin, esas demezsen, o cümleyi kullanmazsan kibre kapılmış olursun ki, o kibir seni zehirler işte o zaman…Sen yine olduğun gibi ol, doğal ol, içinden geleni söyle, hissettiğini yap, kimse kimseyi küçümseyemez, okullu olmakla kimse insan olamaz, kimin ne olduğunu ancak Allah bilir…

Yolun açık olsun Ekrem…Bir gün yolumuz düşerse uğramak, bir çayını içmek isterim demek isterdim ben de diğer hayranların gibi ama uğrayıp da seni o güzel ortamını bozmak istemem doğrusu. Sonuçta benim gibi her merak eden gelse yanına, sana yaratacak zaman kalmayacaktır. O güzel eserlerin doğumuna neden olan doğa ve yalnızlığınla seni olduğun gibi korumak lazım aslında…Yalnızlık doğum sancısı çeken sanatçıların soluklandığı bir dönemdir aslında…Farkındalık yaratır insana. Beklemesini, dinlemesini, uyum sağlamasını öğrenince yalnızlığa o da açar tüm gizlerini, sessizliğin içinden nice sesler yükselecektir sonra farketmen için, o an farkettiğin ilk şey de yaratının ana fikrini oluşturacaktır, o yüzden yalnızlık iyidir bir sanatçıya…Sen yalnızlığınla büyüksün aslında…Bu nedenle çok istediğim halde gelmeyi, ziyaret etmeyi yalnızlıkla paylaşmayı seçiyorum bu isteğimi ve kalbimi gönderiyorum sana, seni, yalnızlığını, yaratılarını anladığını sanan, sanan diyorum belki de bambaşka duygularla yarattın eserlerini hiç bilmiyorum, benimkisi oturduğum yerden ahkam kesmek aslında, ama eğer öyleyse, eğer bir nebze yaklaşabildiysem duygularına o zaman ilerde bir zaman, bir başka sanat aşığının, sanat sevgisiyle yoğrulmuş bir ruhun heykelini de yaparsın zaman içinde belki de…

1920097_10152333078212718_619503556_n

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Bu yazı EDEBİYAT - YAZILARIM, ŞİİRLERİM ** My Writings, Poems, HEYKEL *** Sculpture, SANAT ** ART, YAŞAMLAR ** Lives içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Onun adı Ekrem…Köylü Ekrem için 5 cevap

  1. Basak dedi ki:

    Ayşen Hn Merhaba,

    Bu güzel yazınızdan ötürü öncelikle teşekkür ederim. Bundan birkaç ay önce -ki bu kadar geciktiğim için her geçen günü kayıp kabul ediyorum- haberdar oldum Ekrem Bey’den. O gün bugündür de söylediği pek çok şey ile hayat mottomu şekillendiren bu insanı tanımak istiyorum. Bu amaçla bir süredir kendisine ulaşmaya çalışıyoruz. Ancak sizin de yazınızda belirttiğiniz beldeler de dahil olmak üzere ne yazık ki izine rastlayamadık. Acaba sizin bilginiz veya kontağınız olabilir mi diye sormadan geçemedim. Bu konuda bir yönlendirme yapabilir misiniz? Dilerim sorduğum soruya beni mutlu edecek bir cevabınız olur🙂

    Bu vesileyle sevgiler, saygılar sunarım.
    Başak

    • Aysen Ozkaya dedi ki:

      Başak hanım yazımı okup beğendiğiniz için ben de teşekkür ederim. Ekrem bey çok ilginç biri… Yaşayarak sanat yapıyor ki genelde alkış seven sanatçıları düşünürsek insana garip geliyor. Yaşamak zaten bir sanat ve o da bunu en güzel şekilde sanatını işliyor. Ekrem Beyi bulmak için ne yapılabilir size bu yazıyı yazarken bir yandan da internette araştırma yaptım, çünkü bende adresi yok maalesef. Ama işinize yarar iki adres bulabildim : Öncelikle bu belgeseli çeken kişi Güray Varol..FPS Prudoction’da yönetmen …linki : http://fpsproductions.com/fps-produksiyon-yonetmen.html …..Adres ve telefonları : Kuleli mah. Tanrıverdi sok. No:11 34680 Çengelköy / İstanbul Türkiye / 0 216 321 24 00 – 216 321 91 00 ……..bir de Sivrihisar Karakaya köyü muhtarı Mehmet Hanifi Beyazıt’ın telefonunu buldum : 0539 464 68 20 …Köyden uzakta yaşıyor zannedersem ama belki en azından yardımcı olurlar. Umarım işinize yarar bu bilgiler…Gelişmelerden beni de haberdar ederseniz çok sevinirim.

  2. Basak dedi ki:

    Ayşen Hn Tekrar Merhaba,

    Talebime kafa yorup destek verdiğiniz için gerçekten minnettarım. Size sorduğum soru ile eş zamanlı ben de bir araştırma yapmaya başlamıştım. Ve sosyal medyanın olanaklarından faydalanarak, biraz da şansın yardımıyla aslında Eskişehir’de yaşadığını sandığımız Ekrem Ağabey’in Urla’da yaşadığını keşfettim. Akabinde kendisiyle fotoğraf çektirmiş bir bayanın hesabından bu hanımefendi ile temasa geçerek niyetimi anlattım; bana telefonunu verdi kendisi. Çok olumlu bir tepki ile karşılaştım ve sabırla beni dinlediler. Şimdi kendisinin aracılığıyla, yolum ilk Urla’ya düştüğünde Allah nasip ederse Ekrem Ağabey ile randevulaşabileğim ve bu vesileyle dünya gözüyle kendisiyle bir iki sohbet edip karşılıklı bir çay içme fırsatı yakalamayı umuyorum. Sanırım niyet iyi olunca sonuçlar da buna paralel şekilleniyor🙂

    Bazı şeyler arayarak bulunamıyor; çünkü aramak ancak aklın yapabileceği birşey. Ama ihtiyacımız olan şey sadece yüreğin yapabileceği bir iş ile bulunsa bile demek ki bazen böyle istisnaları da olabiliyormuş🙂

    Sevgilerimle..

  3. Aysen Ozkaya dedi ki:

    Çok sevindim, demek Urla’ya yerleşmiş, oralar onun ruhuna daha iyi bence…Giderseniz benim de selam ve sevgilerimi iletin lütfen. Hatta benim yazımı print edip götürürseniz sevinirim. Bir gün ben de Urla’ya gidersen uğramak isterim, bana da adresini bildirirseniz ayrıca sevinirim. Size de gönül yolculuğunuzda selametler dilerim. Yolunuz açık olsun.

  4. Basak dedi ki:

    Elbette Ayşen Hn, hatta sizden önce planlamış olursam belki katılmak isterseniz birlikte gidebiliriz ve siz o güzel yazınızı kendisiyle bizzat paylaşırsınız.. Kendisinin ettiği her cümle üzerine saatlerce konuşulacak şey olduğunu düşünüyorum.

    Herhangi bir rahatsızlık vermemek için teklif edilmesine rağmen telefon numaralarını almadım. Ecem Hn üzerinden temasta olacağım. Bu yüzden adres de bilmiyorum, gitmeden önce öğrenecek şekilde organize ediyorum kendimi..

    İlgi alakanıza yeniden teşekkürler. Herşey gönlünüzce olsun ve iyi haftasonları diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s