Bayramlar haram bize…Artık benim Bayramım Medine kızların, mazlumların ölmediği gündür….

medine

 

MEDİNE MEMİ

Medine

Kızım
Kızcağazım
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı
Medine
Kızım
Kızcağazım
Çözdüler mi saçalarını
Ne yaptılar peki pembe tokalarını
Hangi elbiseni giymiştin
Kimbilir
En son ne zaman gülmüştün
Deden ve baban
Beraber kazdılar mezarını
Sen ne yaptın o anda
Ölümü mü bekledin
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı
Medine
Kızım
Kızcağazım
Soyulmuş muydu tırnaklarının ojeleri
Yanakların al mı al
Benziyor muydu güneşin batışına
Neden kaçmadın
Kaçamadın mı
Kirpiklerinden süzülüp bir çift yaş
Bir çift soluksuz üveyik
Düşüp avuçlarının çizgilerine
Acıttı mı canını
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı
Medine
Kızım
Kızcağazım
Gömmeden seni toprağa
Yemek mi yedin
Dönüp son kez
Bakabildin mi
Evine
Annene
Dokuz kardeşine
Ömrüne
Sonra
Dalıp
O
Sonsuzluğa uzanan çukura
Düşündün mü ölümü
O
Buz gibi ölümün nereye uzayıp gittiği
Korktun mu
Yoksa
Korkacak vaktin bile olmadı mı
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı
Medine
Kızım
Kızcağazım
Oturmuşsun sonra mezarının içine
Öyle diyorlar
“yapmayın” demedin mi
Diyemedin mi
Kürek kürek toprak dökülürken üstüne
“Durun” demedin mi
Diyemedin mi
En son kimi düşündün
Kimi özledin
Kime sarıldın
Sarılırken
Toprağa
O ıslak
O kapkara
O soğuk toprağa
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı
Medine
Kızım
Kızcağazım
Ömrünün en son aydınlığı da yittiği zaman
Bitti mi nefesin
Direndin mi
Bağırdın mı
Sustun mu
Ağzın
Toprak
Gözün toprak
Yüzün toprak
Ellerin
Kolların
Göğsün
Sesin
Nefesin
Ayakların
Diz kapakların toprak
Kınalı bir keklik gibi
Yüreğin soluk soluğa
Çırpındın mı
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı
Medine
Kızım
Kızcağazım
Adıyaman toprak mı oldu
Toprak olup sana mı yağdı

Tamer  Dursun

Resim ve Şiir  : Arkadaşım Prajna Baal ‘dan alıntıdır.

************************************************************************************

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13713441_p.asp

Medine Memi, diri diri kümese gömüldü /2009

MEDİNE MEMİ

Erkeklerle konuştuğu gerekçesiyle dedesi ve babası tarafından öldürüldükten sonra Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, evlerinin bahçesindeki kümeste cesedi elleri arkadan bağlı, oturur vaziyette toprağa gömülü halde bulunan Medine Memi’nin üzeri toprakla örtülürken sağ  ve bilincinin açık olduğu, mide ve ciğerlerinde toprak olduğu  belirlendi.

************************************************************************************

Bayramlar haram bize…Artık benim Bayramım Medine kızların, mazlumların ölmediği gündür….

Kurban Bayramı vesilesiyle paylaşılanları  okurken Facebook sayfamda, Can Yücel‘in Bayramla ilgili bir şiirine denk geldim…Okurken aklıma geçenlerde Prajna Baal arkadaşımın sayfasındaki canımı çok yakan MEDİNE kızdan bahseden şiir geldi. Derken o iki şiir birleştiler ve bana unuttuğumu hatırlattılar sessizce….Derken Medine Kız da çıka geldi karanlıklardan, “ne çabuk unutuldum, oysa ki bir zamanlar ben de vardım, yaşıyordum, yaşamak istiyordum, ben de bayram kutlamak istiyordum” diye fısıldadı kulağıma…Onun fısıltısı canhıraş bir çığlık gibi patladı beynimin içinde… Sarsıldım… Bir yanda Kurban Bayramı bir yanda cehalete, töreye kurban edilen Medine…Ne çabuk da unutmuştuk, herşeyi unuttuğumuz gibi diye hayıflandım. Ne çabuk alışıyorduk acıya, ne çabuk kanıksıyorduk yaşananları… Kötülüklere gözlerimizi mi kapatmıştık yoksa görmek mi istemiyorduk artık, elimizden bir şey gelmediğinden, gelemediğinden miydi duyarsızlığımız. Yoksa öğrenilmiş bir çaresizlikmiydi yaşanılan…Bu çaresizlikten miydi yoksa böyle çabuk unutmamız, hatırlayamamamız…

Ne demiş Can Yücel şiirinde :

“- Nefes almak Bayramdır mesela,

Günün birinde soluksuz kalınca anlar insan.

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir..

Sevmeninkini yanlızlık..

Sızlamayan her organ,hele de burun direği bayramdır..

Bayramdır elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp…

Çok şükür bugünü de gördük.diyebilmek…

Sevdiklerinle geçen hergün bayramdır.” demiş Can YÜCEL demiş de öyle bir zamanda  yaşıyoruz ki Bayramlar bize artık haram

 

“Nefes almak Bayramdır mesela” demiş ya Can Yücel….Ben her nefes alışımda,  erkeklerle konuşuyor diye rahatsız olan  dedesinin  kararıyla evinin yanındaki kümesliğin içinde yerin 2 metre altına oturur vaziyette canlı canlı gömülen 16 yaşındaki  Kahta’lı Medine geliyor aklıma, ağzının burnunun toprakla doluşu geliyor aklıma, boğuluyorum…Ya onun yerinde ben olsaydım diyorum, ya olsaydım, boğuluyorum. İyi ki oralarda doğmamışım, iyi ki onlar benim ailem değil deyip seviniyorum, böyle düşündüğüm için de sonsuz utanıyorum.

 

“Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir” diyor Can Yücel, hak veriyorum. Sonra iki metre toprağın altında canlı canlı kalınca bir ışık görebilmek için çırpınan Medine geliyor aklıma, bayram bana dar geliyor, Medine gibi kaskatı  oluyorum.  Üzerine örtülen toprağın içinde elleri arkadan bağlı otururken  son bir ışık huzmesini görebilmek için çırpınan, nefes alabilmek için çırpınan Medine geliyor aklıma kör oluyorum,  ağzına burnuna toprak dolan Medine geliyor aklıma nefes alamıyorum.

 

“Sevmeninkini yalnızlık öğretir diyor” Can YücelMedine‘yi öldüren neydi? Sevmek mi? Sevmeyi ayıp sayan kişiler mi! Sevmeyi namus yerine koyan zihniyet mi! Namus neydi! Medine’nin Allah’ın yarattığı bedeninin  gene Allah’ın koyduğu hormonlarının olması gereken zamanda çalışıp kendini keşfettiği, hayatı keşfettiği o gencecik yaşında  etrafını keşfetmesiydi sevgisiz dedesi ve ailesine göre. Sevgisiz bir ailenin kalabalığıydı, o ailenin sevgisiz zihniyetiydi  Medine’yi, sevmeyi, sevilmeyi öğrenemeden kara toprağa yar eden… Sevgiyi bilmedikleri için korkmuşlardı sevgiden, ondan dı Medine’ye olan hınçları. Sevebilselerdi, acıma duygusuna da sahip olabilirlerdi belki  de  sevmeyi öğrenecek kadar hiç yalnız kalmamışlardı.  Ama Medine için yalnızlık ömür boyu…

 

“Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır”….demiş ya Can Yücel, benim Medine için her gün burnumun direği sızlıyor, kalbim sızlıyor…Bu sızı ömür boyu…Medine kız, bizimkisi afaki sızılardan seninkilerin yanında…Ya seninkiler! İnsanın aklı almıyor, üzerine atılan her toprakla, o soğuk, o nemli toprakla doldukça üstün başın, sıkıştıkça içinde, sızlamadı mı acaba sizinkilerin kalbi, kalpleri varsa tabii ki! Onları bu acımasızlığa iten neydi diye düşünmek istiyorum, onları da bir kurban gibi düşünmek istiyorum, istiyorum ama  kurban da olsalar bu caniliği yapabilmelerini aklım almıyor, dayanamıyorum, beynim sızlıyor…

 

“Bayramdır elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp…Çok şükür bu günüde gördük diyebilmek” demiş Can Yücel,  demiş de Medine diyememiş işte, orada öylece ölümü beklerken, ne elden ayaktan düşecek kadar yaşı, ne zihinden önce bedeni kaybetme telaşını yaşayamadan, daha 16 yaşında son verilmiş hayatına….Kurda kuşa yem olmaya gelince, işte tam da yeridir haklısın be üstad demenin…Kurda kuşa değil amma en yakınına, hiç ummadığına, ana babasına, atasına yem olmuş Medine kız…Darp etmişler, boğazını sıkmışlar, bir çukur kazıp oturtmuşlar ve de canlı canlı gömmüşler kara toprağa. Bu günü de görebilecek miyim acaba diye düşünmeden, Çok şükür bu günü de gördük diyemeden şükrü kursağında gömüvermişler kara toprağa.

 

“Sevdiklerinle geçen hergün bayramdır demiş” ya Can Yücel…Güzel demiş demesine de  Medine ne yapsın peki…Bayramları nasıldı acaba Medine kızın? Sevilmiş miydi acaba çocukken? Bayram sevincini yaşamış mıydı? Yoksa dayakla mı geçmişti bayram günleri de? O da ailesini seviyordu mutlaka, belki o da sevilmiştir bir zamanlar, çocukken…Ama en yakınınız bile sizi hiç düşünmeden, sırf namus uğruna yerin 2 metre altına canlı canlı gömüveriyorsa bunun sevgiyle, aile bağlarıyla, bayramla  ne alakası var, düşünmek gerek biraz..

 

“Eskidendi, eskiden, çok eskiden”Sezen’in dile getirdiği gibi çok eskiden, çocuktuk o zamanlar, sadece kendi bayramımıza sevinmek yeterdi bize. Etrafımızdaki olan bitenden uzak, korunaklı dünyamızda, ailelerimiz kucaklamışken bizleri rahat rahat yaşardık güle oynaya…”Ama büyüdük ve kirlendi dünya” tıpkı  Yeni Türkü’nün şarkısındaki  gibi…Devler, gulyabineler, canavarlar birer birer çıktılar ortaya…Adamlar girdi devreye,  Ünzile’ler çoğaldı, töre dediler aldılar, para verdiler aldılar, aldılar da aldılar…Namus dediler, töre dediler küçücük kızları aldılar, akılları başlarına gelmeden başlarını bağladılar. Gözleri dünyayı görmeden gözlerini kör ettiler, küçücük bir odaya   hapsettiler. Birazcık başını dışarı çevirenin başını kestiler, Medine ve Medine gibileri canlı canlı toprağa gömdüler.

 

Ülkemin her köşesinde yüzlerce, binlerce Medine gibiler daha hayatlarının en güzel çağında, gençliklerinin başındayken töre uğruna, namus uğruna katledilmekte, taciz edilmekte, Ünzile gibi nice küçücük kızlar para uğruna kocaman heriflere peşkeş çekilmekteyken bizim Bayram neyimize…Neyimize Bayram kutlamaları, Bayramdan Bayrama hatırlanılan eski, güzel adetler, ananeler…Güzel olan ananeler bile unutulup bayramdan bayrama hatırlanırken, böylesine korkunç sonuçlara neden   olan ananeler neden ve nasıl yaşıyor ve yaşatılıyor ve niye kimse müdahale edemiyor, etmiyor, neden durdurulamıyor acaba çok merak ediyorum…Küçücük kızlara şehvetli gözlerle bakan adamları, akrabalarına tecavüz edenleri, ensest ilişki yaşayanları, çocuklarını, karılarını satanları, yengesiyle evlenenleri aklım havsalam almıyor…Neden? Neden?

 

Medine ülkemizin onlarca sorunu içinde sadece ve sadece bir tanesi, ama en can yakıcısı…Çünkü onlar çocuk, çünkü onlar masum, çünkü onların hiçbir hakkı yok…Hakkı kendilerinde gören birileri tarafından istismar ediliyorlar, yok ediliyorlar, hayatları ellerinden alınıyor…Öldürülmeseler bile hayat sevinci ellerinden alınıyor, sevgisiz bir hayatın içinde dayakla, tacizle geçecek bir yaşama mahkum ediliyorlar. Anlamıyorum, nedir bu insanımızın, bu kadınlarımızın kaderi, anlayamıyorum…Neden bu kadar katı bir kadın düşmanlığı, kadın korkusu var bu erkeklerde bilmiyorum…Neden hep kadınları bastırmak, aşağılamak istiyorlar anlamıyorum. Neden erkek egemen toplum kadınlara hep bir mal gözüyle bakıyor, isyan ediyorum, kalbim sızlıyor. Her tacizde canım yanıyor, her ölümde ruhumdan bir parça eksiliyor, insanlara olan güvenim zedeleniyor, en yakınımdakinden bile korkar oluyorum.

 

10 çocuklu bir ailenin 3. çocuğu olan Medine‘nin hayatta hiç fotoğrafı olmamış. Hiç okula gidememiş, diğer bütün kız kardeşleri gibi…Neden sadece kız çocukları okula gönderilmez bu ülkede artık anlayan ey insanlar…Her gün dayak yermiş, babaannesi, annesi ve kızkardeşleriyle birlikte. Dayak onun neyine…Ne yapmışlar ki bu kadınlar dayak yermiş her gün…Bu arada dayağı sadece oralarda yiyor zannetmeyin ey insanlar, şehirde de çok dayak yiyen var kocasından, atasından…Medine kız da eve mahkum, dayağa mahkum, namazında, niyazında, orucunda, Kuran okuyan, başı örtülü  16 yaşında bir kızcağızmış… Bir gün canına tak demiş, TV’de her gün izlediği Arka Sokaklar dizisindeki Rıza Baba onun için bir kurtuluş simgesi olmuş, gitmiş polise şikayet etmiş dedesini……Dedesi ki tarikat şeyhi, aynı zamanda kaçakçı. Evde sözü geçen tek kişi…Sen misin şikayet eden! Meclisi kurmuş, infazı vermiş! Tez öldürüle…Haddi mi düşer babaya söz söylemek, hoş o da onun kafasında ne de olsa…Ya anası, ya ana yüreği nasıl dayanmış bu acıya! Sözde evde yokmuşmuş…Sözü evde yokmuş aslında, söz söyleyecek hali mi var evlerde kadınların, hakkı mı var, haddi mi var?

 

Kazılmış mezar, oturtmuşlar Medine‘yi içine, önceden darp etmişler biraz da, ne de olsa hınçlarını almaları lazım, ellerini arkadan bağlamışlar ki kazamasın toprağı, kurtulamasın, ve de canlı canlı atmışlar toprağı üzerine Allah’tan korkmadan…Medine ne yapsın? Bir fotoğrafı bile olmayan Medine ne yapsın? Onun için ölüm de birmiş aslında, yaşamak da…Belki ondandır Medine‘nin sessizce boyun eğişi, direnmeyişi…Yaşasaydı biliyordu başına gelecekleri, annesi gibi veriliverecekti bu yaşlarda birine, hoş geç bile kalmışlardı oralara göre, sonra dayakla geçecek, aşağılanmakla geçecek ömür törpüsü yıllar ve belki de ayna kadere yazılı çocuklar doğuracaktı istemeden…Ölmek belki daha revaydı yaşamaktan diye düşünmüş de olabilir…Ama gene de yaşamayı tercih edeceğini, yaşamak için çırpındığını biliyorum Medine…Ama bizler burda sahte dünyalarımızda yaşar ve sahte Bayramlar kutlarken senin Bayramının öte alemlerde çok daha güzel geçtiğini düşünüp teselli bulmak istiyorum Medine yoksa ben bu veballe yaşayamam bu dünyada…Gülmek de yaşamak da haram bize Medine, sen ve  senin gibi mazlumlar o toprağa gömüldükçe… Sade siz de değilsiniz aslında, dünyada kötülerin elinde eza çeken, yaralanan, ölen nice mazlum var ve onlar varken hiçbir şey yokmuş gibi BAYRAM kutlamak hak değil bize…. Umudumu kaybetmek istemiyorum, bir gün mutlaka cehalet bitecek, karanlıktan aydınlığa çıkacağız inşaallah, işte o gün gerçekten BAYRAM olacak bizler için….O güne dek “mış gibi” yaşayıp gideceğiz bir şekilde ne yazık ki…

 

Bizler ülkemizde zaten Medine gibi bir çok “kurban” veriyoruz cehalete…Kurban Bayramı vesilesiyle “kurban”ın  ve “bayram”ın gerçek  manasını keşfedene kadar herkese Hayırlı Bayramlar diliyorum….

 

AYŞEN CUMHUR ÖZKAYA – 04.10.2014

 

About Ayşen Cumhur Özkaya

Ruhu Sanatçı Gönlü İnançlı Hali Hüzünlü Şefkatli Romantik Her daim Duygusal Hayalci Melankolik Karşılıksız Seven Çocuk Kalpli İlahi Aşka Aşık biri
Bu yazı EDEBİYAT - YAZILARIM, ŞİİRLERİM ** My Writings, Poems içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s